Yusuf Güldür
3 months ago - 2 Dakika, 49 Saniye
tr
az
en
kk
ky
uz
ru
tk

Anadolu'nun Yiğit Hükümdarı: Alaaddin Keykubat

Anadolu Selçukluları, hiç kuşkusuz bu topraklara Türkiye adını veren, Anadolu’yu ebedi Türk yurdu hâline getiren ecdadımızdır. Malazgirt Savaşı’yla başlayan Anadolu fütuhatını büyük ölçüde tamamlayan, Anadolu Türk Birliği’ni ilk kez sağlayan ve Miryakefalon Zaferi’yle Diyar-ı Rûm denilen topraklara “Türkiya” ismini verdiren bu topraklardaki ilk büyük devletimizdir.

Anadolu


Bilindiği üzere, devletler de kaderleri itibariyle insanlara benzerler. Bazıları çok yaşar, bazıları az. Bazıları güçlü olur, bazıları zayıf. Ama değişmeyen kadim hakikat odur ki, devletler de tıpkı insanlar gibi doğar, büyür, gücünün zirvesini görür ve sonra da ölürler-yıkılırlar. İşte bundandır ki her devletin mutlaka bir zirve dönemi vardır. Asya Hunları’nda Mete Han, Avrupa Hunları’nda Attila, Osmanlı’da Kanuni Sultan Süleyman Dönemi olduğu gibi, Türkiye Selçukluları’nın da zirve dönemi hiç kuşkusuz Alaaddin Keykubat dönemidir.

Alaaddin Keykubat Kimdir?

1192 yılında Sultan 1.Gıyaseddin Keyhüsrev’in küçük oğlu olarak doğan Alaaddin Keykubat, daha çocukluğundan itibaren çok olgun ve dirayetli bir karakter olmuş, gençlik çağına erdiğinde de adeta yenilmez bir savaşçı hâline gelmiştir.

Çok iyi bir tahsil gören Alaaddin Keykubat, çocukluğunda Konstantinopolis’e gönderilmiş ve burada düşmanın dili olan Rumca’yı da mükemmel derecede öğrenmiştir. 1205 yılında Tokat’a melik tayin edilen Alaaddin Keykubat, kıymetli atabeylerin gözetiminde idari tecrübe kazanmış ve babasının 1211 yılında şehit olması üzerine ağabeyi İzzettin Keykavus’la taht kavgasına girişmiştir.

Girdiği taht kavgasını kaybeden büyük melik, ağabeyi ölene kadar Malatya’daki Minşar Kalesi’ne hapsedilmiş ancak ağabeyinin 1220’de vefatı üzerine, yine ağabeyinin vasiyeti gereği 28 yaşında Anadolu Selçuklu Sultanı olmuştur.

Anadolu


Alaaddin Keykubat Dönemi

Selçuklu tahtına çıkar çıkmaz çok güçlü bir idari teşkilat kuran Alaaddin Keykubat, bu dönemde büyük bir tehdit olarak ortaya çıkan Moğol tehlikesine karşı çeşitli önlemler almış, bazı öncü Moğol birlikleriyle destansı cenkler yapmış ve ezeli düşman olan Bizans’a da göz açtırmamıştır.

Anadolu’nun zenginleşmesi, Türk Milleti’nin güçlenmesi için büyük bir efor sarfeden Büyük Sultan, Akdeniz’de Alaiye’yi (Alanya) fethetmiş, Sinop’ta bir tersane kurmuş ve karalarda olduğu kadar denizlerde de Türk’ün mührünü vurmak istemiştir.

Saltanatı döneminde Anadolu’yu baştan başa imar ettiren, her yana kervansaraylar, camiler, medreseler, bedestenler yaptıran Alaaddin Keykubat, Kırım’ın Suğdak limanını da fethederek ilk kez Anadolu Türkleri’nin Karadeniz’in kuzeyine uzanan eli olmuştur.

1230 yılında, komşu Türk Devleti olan Harezmşahlar’ın Ahlat’ı işgali üzerine onlarla savaşmak zorunda kalan Alaaddin Keykubat, bu güçlü Türk Devleti’ni Yassı çemen Savaşı’nda mağlup ederek topraklarına uzananlar kardeşi bile olsa asla affetmeyeceğini açıkça göstermiştir.

Döneminde Gürcülerle, Bizansla, Moğollarla ve Ermenilerle çok önemli cenkler veren Büyük Sultan, Kayı Boyu’nu Anadolu’ya iskân eden ve Kayı Beyi Ertuğrul’la büyük bir kardeşlik hukuku kuran, bu yönüyle de Anadolu’nun kaderini şekillendiren bir karakterdir.

Konya’da Mevlana Celaleddin Rûmi’yi ağırlayan, bu mânâ sultanına büyük bir hürmet gösteren Alaaddin Keykubat 1237 tarihinde 45 yaşında zehirlenerek şehit edilmiş ve bundan sonradır ki Anadolu Selçukluları için sonun başlangıcı görünmüştür. Tarihte bazı karakterler vardır ki, devleti ayakta tutan birer sütun gibidir onlar. Onlar gider ve devlet biter. İşte Alaaddin Keykubat bu zümreden bir kahramandır vesselam.