Türkan Hüseynova
1 year ago - 4 Dakika, 45 Saniye
traz
en
kk
ky
uz
ru
tk

Başkurtistan'ın Halk Kahramanı Sosyalist ve Turancı Mirsaid Sultan Galiyev Kimdir?

Başkurtistan


 Mirsaid Sultan Galiyev Kimdir?

Mirsaid Sultan Galiyev Tatar kökenli düşünür, siyaset adamı, Galiyevzm veya Ulusal Komünizmin kurucusudur. 1917 Bolşevik İhtilâli’nin dört büyüğünden (Lenin, Stalin, Troçki) biridir. Mirsaid Sultan Galiyev'in temel felsefesi milliyetçilik, vatanseverlik, Türkçülük, Turancılık ve Sosyalizmdi. Hayatına dair bir çok bilgiyi 1923’te kendisinin kaleme aldığı “Ben Kimim” başlıklı otobiyografisinden ediniyoruz.

Hayatı

Mirsaid Sultan Galiyev 13 Temmuz 1892'de Mirsaid Haydar Galiyev'in 12 çocuğundan biri olarak, günümüzde Rusya Federasyonu'nun sınırları içinde bulunan Başkurtistan Cumhuriyeti’nin Sterlitamak şehrinde doğdu. İlk eğitimini doğduğu köyde alan Galiyev, 1907'de Kazan’da Tatar Pedagoji Enstitüsü’nde eğitimine devam etti. 

1912 yazında Moskova'da Yaz Pedagoji kurslarına gitti, geri dönüp Tatar köylerinde öğretmenlik yaptı. Bir süre Ufa'da belediye kütüphanesinde çalışan Sultan Galiyev o sırada Rus edebiyatı klasiklerini Tatarca ve Başkurtça’ya çeviriyordu.

Devlet yönetimi davasını kazanan Stalin aktif faaliyetileri nedeniyle Sultan Galiyev'i kendisine rakip olarak gördü ve onu 1940’lı yıllarda kurşuna dizerek idam etti.

Başkurtistan
Eşi Fatma Erzin ve İsmail Kerimcanov Firdevs ile birlikte, 1919

Mirsaid Sultan Galiyev'in Mücadelesi

Kazan, Ufa ve Bakü şehirlerinde gazetecilik yapan Galiyev, 1915'te Azerbaycan ulusal harekâtına katıldı. Bakü'de Mehmet Emin Resulzade'nin çıkardığı Açık Söz'de çalıştıktan sonra Menşeviklerin yayınladığı Bakü gazetesinde "Müslüman dünyasından haberler" köşesini hazırladı. Yine bu dönemde pek çok yabancı eseri Tatar Türkçesine çevirdi.

1917 devrimi zamanı Bakü'de bulunan Sultan Galiyev Müslüman Kongresi Yürütme Komitesi Sekreterliği için çağrılmış olduğu Moskova'ya gitti, kongre bitiminde Kazan'a geçti. Böylece aktif olarak siyasi hayata başlamış oldu. 1917’de Rus Komünist Partisine girerek müslümanlarla ilgili görevler üstlendi. 

İç savaşın devam ettiği dönemlerde 6 Ağustos 1918'de Sibirya'dan Moskova'ya ilerleyen Beyaz Ordu Kazan'ı ele geçirdi. Kazan'da tutunamayan Müslüman Kızıl Ordu'nun komutasını devralan Sultan Galiyev Kazan'a saldırı gerçekleştirip 10 Eylül'de şehri geri aldı. Böylece Galiyev Beyaz Ordu'nun Moskova'ya yürüyüşünü durdurdu. 

Beyaz Ordu'ya karşı savaşan, V. ve II. Kızıl Ordu'nun komutanı Frunze, bu zaferle ilgili "Siz Türkler ihtilalin en güvenilir askerleri olduğunuzu kanlı mücadele sahalarında ispat ettiniz." açıklamasını yapmıştı. Daha sonra Sovyet Büyükelçisi sıfatında Türkiye'ye giderek Mustafa Kemal Paşa'ya "Beyaz Ordu'ya karşı Türklerle omuz omuza savaştık." demişti.

Başkurtistan


Rus Bolşevikleri iç savaştan başarılı çıkmış, Rus liderler arasında egemenlik mücadelesini Stalin kazanmıştı. 17 Ocak 1918'de Stalin'in başında bulunduğu NARKOMNATS'a (Milletler Halk Komiserliği) bağlı MÜSKOM (Müslüman Komiserliği) kuruldu ve başkanlığına Molla Nur Vahidov getirildi. Galiyev MÜSKOM'un Kazan temsilcisi oldu. 

1919'dan itibaren Sultan Galiyev Rusya'daki Müslümanların hem fiili ve hem de resmi önderiydi. MÜSKOM o dönemde 26 şehirde şube açmış ve Türkçenin 4 ayrı lehçesinde 10 farklı gazete çıkarmıştı. Müslüman Kızıl Ordu'nun asker sayısı da 200 bini aşmıştı. 

Lenin başta olmakla bir çok Bolşevik lider, Türk Halkları arasında Bolşevik örgütlenmenin hızla yayıldığını görerek MÜSKOM'un birtakım taleplerini kabul etti:

  1. Kazan'daki Tatarlar için önemli yere sahip Süyüm Bike Minaresi'nin Tatarlara devredilmesi;
  2. Petrograd Millî Kütüphanesi'ndeki Osman bin Affan'a ait Kur'an-ı Kerim'in MÜSKOM'a verilmesi;
  3. Rusların Tataristan'ı işgalinin simgesi olan ve Rus askeri karargahına dönüştürülen tarihi Ufa Kervansarayı'nın sivil yönetime teslimi. 
  4. 23 Mart 1918'de NARKOMNATS, Çarlık döneminde ayrı eyaletlerde yaşamış Tatar ve Başkurtların Tatar-Başkurt Cumhuriyeti'nde birleştirilmesi kararını verdi. İç savaşın kızışması nedeniyle bu karar gerçekleşemedi.

19 Kasım 1918'de Kazan çatışmalarında Molla Nur Vahidov öldürüldü. Bu olay Sultan Galiyev'in önünü açsa da o, mücadelesinde tek kalmıştı. 1923’te tutuklandı, fakat partisindeki hizmetlerine göre serbest bırakıldı. Galiyev'i bundan sonra Rus Gizli Servisi takip ediyordu, bazı faaliyetlerine kısıtlamalar getirilmiş, Haziran-Temmuz aylarında Kazan'da düzenlenlenecek olan çeşitli toplantılar yasaklanmıştı. 

Galiyev 3. Kongre'de Tatarların da "Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı"na sahip olduğunu belirterek bir referandum istedi. Referandum kararı alınsa da oy kullanma hakkı sadece proletarya temsilcilerine verildi ve Tatar-Başkurtlar yoğunlukla köylerde yaşadığı için böyle bir referandumda Rusların kazanacağı netti. Birtakım görevleri alınan Galiyev editörlük ve çevirmenlik için başvurduğu işlerden olumlu cevap alamıyor, suçsuzluğunu öne sürerek partiye geri kabul edilmesi için yaptığı başvuruların hepsi Stalin tarafından reddediliyordu.

Başkurtistan


Ölümü üzerine çelişkiler

Galiyev ikinci defa 1928'de tutuklandı. Bundan sonra tutuklanması ve ölümüne ilişkin çeşitli  görüşler ortaya atıldı. 1930'lu yıllarda sürgün hayatı yaşadığı, 1941'de İkinci Dünya Savaşı nedeniyle affedildiği, Tatarlardan ibaret ordu kurup Nazilere karşı savaştığı bu iddialar arasında.

SSCB'nin yıkılmasından sonra açığa çıkan KGB belgelerine göre Sultan Galiyev Ocak 1931'e kadar tutuklu kalmış ve Kuzey Buz Denizi'ndeki Solovk adasındaki hapishaneye gönderilmiştir. Mart 1933'te cezası sürgüne çevrilmiş, üçüncü kez tutuklanarak 1937'ye kadar Saratov'da sürgün hayatı yaşamıştır. 8 Aralık 1939'da ölüm cezasına çarptırılmış, 28 Ocak 1940'ta Moskova'daki Lefortovo Hapishanesi'nde kurşuna dizilerek idam edilmiştir. Kimi kaynaklar bu bilgileri de güvenilmez kabul etmektedir.

Başkurtistan
İdamdan önce çekilmiş son resmi

Hedefleri

Sultan Galiyev'e göre Türk halkları gerçek sosyalist mücadelenin en önemli noktasıydı. Türk halkları olmadan dünya devrimini gerçekleştirmek mümkün görünmüyordu. Çünkü Türk halkları gerek coğrafi, gerekse de Batıyla temasda cephe konumunda bulunmaları açısından ve sahip oldukları doğal zenginlikleri nedeniyle Batı kapitalizminin beslenme yolları üzerinde bulunmaktaydı. 

Batının doğuyu sömürmek için kullandığı damarlar Türk topraklarından geçiyordu. Bu sömürgeci damarların kesilmesi için Türkçülük şarttır. Sultan Galiyev'in en büyük hayali tüm dünyaya hükmeden devlet kurmaktı. O devletin adı ise Turandı. Kurmak istediği Sosyalist Turan Cumhuriyeti bütün doğu dünyası için kalkan vazifesi görecekti.