Yusuf Güldür
3 weeks ago - 3 Dakika, 24 Saniye
tr
az
en
kk
ky
uz
ru
tk

Bir Destanın İlk Satırları: Kayı Boyu’nun Anadolu’ya Gelişi

24 Oğuz Boyu’ndan biri olan Kayı Boyu’nun Anadolu’ya geliş serüveninin hazin bir hikayesi vardır. Zira bu boyun hikâyesi, adeta bir yok oluşun ve tıpkı Zümrüd-ü Anka gibi kendi küllerinden yeniden doğuşun hikâyesidir. Zira günümüzde Ertuğrul Gazi’yi tema alan o meşhur dizinin bile “Diriliş” ismiyle başlaması, işte bu bahse konu durumu en iyi özetleyen kavramdır.

Bir Destanın İlk Satırları: Kayı Boyu’nun Anadolu’ya Gelişi


Kayılar Anadolu’ya Ne Zaman Geldiler?

Kayı Boyu’nun Anadolu’ya ilk göçleri Malazgirt Savaşı sonrasına rastlar. Zira Selçuklu topraklarında konar-göçer bir topluluk olarak yaşayan Kayılar, yeni bir yurt edinmek maksadıyla Anadolu’ya gelmişler ve özellikle Mardin Bölgesi’ni kendilerine mesken tutmuşlardır. Bazı tarihçiler, Kudüs Bölgesi’ni bile hâkimiyeti altında tutmuş olan Artuklu Beyliği’nin bu boy tarafından kurulduğunu dile getirmişlerdir.

Bu ilk göçlerden sonra, Kayıhanlılar’ın Anadolu’ya ikinci gelişleri 12.yüzyıla rastlar. Zira bu dönemde Orta Asya Moğollar’ın eliyle Türkler için tam bir cehenneme dönerken, pekçok Türk Boyu gibi Kayılar da Orta Asya’dan Küçük Asya’ya olan göçlere katılmışlardır.

Kayı Beyi Süleyman Şah, önderlik ettiği boyuyla Ahlat civarında bir süre kaldıktan sonra Haçlı Seferleri’ne karşı çarpışmak için rotasını Suriye’ye çevirmiş ancak burada Kayı’nın tüm kaderini etkileyecek müthiş bir trajedi meydana gelmiştir.

Süleyman Şah’ın Vefatı

Göç yolunu Halep istikametine çeviren Süleyman Şah, önlerine çıkan Fırat Nehri’ni geçmek isterken atı akıntıya kapılmış, kendi bacağı da atın eğerine sıkıştığı için tüm boyunun çaresiz bakışları altında Fırat’ta boğulup can vermiştir. Bu bölgede Caber Kalesi yakınlarına gömülen Süleyman Şah’ın türbesi, yakın zamanda bu türbenin terör örgütlerinden kaçırılması meselesiyle yeniden gündeme gelmiştir.

İşte bundan sonradır ki Kayı Boyu için adeta bir ölüm-kalım dönemi başlamıştır. Zira Süleyman Şah gibi bir kahramanın şehadetiyle başsız kalan Kayılar, bey olarak Ertuğrul’u seçseler de Ertuğrul Gazi’nin ağabeyleri Gündoğdu ve Sungur Tekin onun beyliğini tanımamışlar ve kendilerine tabi olan yüzlerce çadırla birlikte Orta Asya’ya geri dönmüşlerdir.

Bir Destanın İlk Satırları: Kayı Boyu’nun Anadolu’ya Gelişi


 Dahası, Suriye Bölgesi’nde de özellikle Süleyman Şah’a tabi olan Tatar Türkleri’nin de bu boydan kopup Suriye’ye yerleşmesi üzerine, Ertuğrul Gazi’nin hükmünde sadece 400 çadırlık bir boy kalmış, binlerce çadırlık Kayı Boyu, bir yok olma tehlikesiyle karşı karşıya gelmiştir.

Kayılar Anadolu’ya Yerleşiyor

Tüm bu olumsuzluklara rağmen umutlarını diri tutan Ertuğrul Gazi, kaderini kaderleriyle cem ettiği boyunu yeniden Anadolu’ya götürmüş ve çok ilginç bir şekilde talih Kayı Boyu’nun yüzüne gülmüştür.

Öyle ki Kayı Boyu hâlâ yerleşecek bir yurt bulamayıp avare ve biçare Anadolu’da dolanırken, Sivas yakınlarında bir küçük harbe denk gelmişler ve yüreklerindeki adalet duygusuyla, kendilerini hiç ilgilendirmeyen bu savaşa dahil olmuşlardır.

Zira uzaktan baktıklarında yaklaşık 10 bin kişilik bir grubun 700 kişilik başka bir grubu araya alıp yok etmek üzere olduklarını görmüşler ve güçsüze yardım ve harbe adalet mantığıyla bu savaşın içine dahil olmuşlardır.

Hiç farkında olmadan dahil oldukları bu savaş, tüm Anadolu’nun kaderini değiştirecek bir hadisedir. Zira burada Anadolu Selçukluları’nın en güçlü Sultanı Alaaddin Keykubat, 700 adamıyla öncü bir Moğol birliğinin tuzağına düşmüştür ve Kayı Boyu yetişmese şehit edilecektir.

Ertuğrul Gazi ve Kayı Alperenleri bir anda harbin seyrini değiştirmişler, Moğolları darmadağın etmişler ve Sultan’ın hayatını kurtardıkları için de hemen Anadolu’ya iskân edilip yurt edinmişlerdir.

Bir Destanın İlk Satırları: Kayı Boyu’nun Anadolu’ya Gelişi


Önce Ankara-Karacadağ yöresine iskân edilen Kayılar, sonrasında Alaaddin Keykubat tarafından Bizans sınırına bir uç beyliği olarak Söğüt-Domaniç’e yerleştirilmişlerdir. İşte tüm cihanı gölgesine alacak çınarın tohumları ilk kez bu şekilde ve Söğüt’te atılmıştır. Türk Milleti ne zaman yüreğindeki adalet haykırışına kulak verse Hak Tealâ tarafından aziz kılınmıştır vesselâm.