Berna Usta
2 years ago - 3 Dakika, 9 Saniye
tr
az
en
kk
ky
uz
ru
tk

Bir Müzik Dehası: Tanbûri Cemil Bey

Yahya Kemal “Çok insan anlamaz eski mûsikîmizden ve ondan anlamayan, bir şey anlamaz bizden…” diyor Eski Mûsikî adlı şiirinde.Bugün bir çoğumuzun anlamadığı eski mûsikîmizin mihenk taşlarından Tanburi Cemil Bey’in ölüm yıl dönümü.

Bir Müzik Dehası: Tanbûri Cemil Bey


Eline aldığı herhangi bir sazı kısa bir süre için çalabilmesiyle tanınan ve Türk mûsiki tarihinin en büyük tanbur virtüözlerindan olan besteciliği, icracılığı ve teknik katkılarıya Türk mûsikisine büyük eserler kazandıran Tanburi Cemil Bey, 1872 yılında İstanbul’un Molla Gürânî semtinde dünyaya geldi.

Küçük yaşlarda mûsikiye ilgi duymaya başlayan Cemil Bey, ilk müzik eğitimini ağabeyi Ahmed Bey’den almıştır. Okuldaki derslerinin dışında özel hocalardan Fransızca dersleri almıştır.

Kemani Aleksan Ağadan Hamparsum ve Batı müziğini öğrendi. On beş yaşında geldiğinde tanbura başladı ve bir iki yıl içinde adıyla bütünleşen tanbur sazıyla ustalık derecesine ulaştı.

Tanburi olarak anılmaya başlanan Cemil Bey, mûsiki çevrelerinin dikkatini çekmiş, dönemin mûsiki toplantılarına katılmaya başlamıştı.

Yirmi yaşına doğru müziğe olan yeteneği ile dikkat çeken Cemil Bey, tanburun yanında kemençe, lavta ve viyolonselde de virtüozluğunu kabul ettirmiştir.

Bir Müzik Dehası: Tanbûri Cemil Bey

                                                                                                                 Telli Tanbur

1901'de annesinin isteğiyle, Adile Sultan Sarayı'ndan arkadaşı Eflaknur Hanım'ın kızı Şerife Saide ile dünya evine girmiştir. Eşinin kıskançlığı ve musiki davetlerine gitmek istememesi nedeniyle zor günler yaşamaya başlayan sanatçının oğlu Mesut Cemil, bir yıl sonra 1902'de dünyaya geldi.

Tanburi Cemil Bey mûsikide uygulanan tekniklerin dışına çıkıp yeni ve değişik icralar yapıyordu. Onun dönemine tanburda hakim olan anlayışın dışına çıkmış, tanburu daha hareketli, canlı bir şekilde çalmaya başlamıştır. Ortaya koyduğu bu üslup ile Türk mûsikisinde yeni bir çığır açmıştır.

Tanburi Cemil Bey’e kadar telli olarak kullanılan Tanbur, Cemil Bey tarafından geliştirilerek yaylı olarakta kullanılmaya başlamıştır.

Bir Müzik Dehası: Tanbûri Cemil Bey

                                                                       Ünlü Tanbur virtiözü Ercüment Batanay/ Yaylı Tanbur 

Eline aldığı bütün sazları hemen çalmaya başlayan Tanburi Cemil, kimseden düzenli bir şekilde mûsiki eğitimi almamıştır.

Tanburi Cemil Bey, eskiden sadece kaba sazlarla çalınan İstanbul kemençesini de ince sazlarla çalınabilmesi için yeni teknikler geliştirdi.

Tanburi Cemil Bey, ilk defa duyduğu bir eseri ezberleyecek bir müzik kulağına sahipti. Bestelediği sazlı ve sözlü eserler, o dönemde teknolojinin gelişmesi ile kayda alınmış tanbur teline vurduğunda çıkan o eşsiz nağmeler günümüze ulaşmıştır.

Geleneğin dışına çıkan kabına sığmayan bir sanatçı olan Tanburi Cemil Bey, Peşrev, saz semaisi, longa, oyun havası ve şarkı formunda kırka yakın eser bestelemiştir.

Hassas bir ruha sahip olan Cemil Bey’in en seçkin eserleri “şedd-i araban” ve “ferahfeza saz semai” leridir.

Batı müziğine de hakim olan Tanburi Cemil Bey, Godowski ve Hegey gibi ünlü piyano virtüozları ile tanışmıştır. Kanûni Hacı Arif Bey,Giriftzen Asım Bey, Mûsa Süreyya Bey, Üdi Nevres, Kadı Fuad Efendi, Tanbûri Tahsin Bey, Kemani ve Tanbûri Ömer Bey, Hanende Hafız Osman Efendi, Hafız Mustafa Efendi, Kaşıyarık Hüsameddin Bey gibi mûsikişinasler ile konserler vermiştir.

Askerlik muayenesinde verem olduğunu öğrenen Tanburi Cemil Bey, Yurt dışında tedaviyi reddederek evinde dinlenmeye çekildi. 28 Temuuz 1916 yılında Aksaray'daki evinde vefat etti. Cenazesi Merkezefendi Mezarlığı'na defnedildi.

Bir Müzik Dehası: Tanbûri Cemil Bey