Yusuf Güldür
7 months ago - 2 Dakika, 3 Saniye
tr
az
en
kk
ky
uz
ru
tk

Türk Destanları: Türeyiş Destanı

İslâm Öncesi Türk Tarihi’ni incelediğimizde mutlaka her Türk topluluğunun bir destanı olduğunu görürüz. Alp Er Tunga Destanı’ndan Şu Destanı’na, Bozkurt Destanı’ndan Türeyiş Destanı’na, Oğuz Kağan Destanı’ndan Manas ve Ergenekon Destanlarına varıncaya kadar birbiriyle benzer mitolojik özellikler taşıyan pek çok efsanelerimiz var olmuştur.

Türk Destanları: Türeyiş Destanı


Türeyiş Destanı'nın Konusu ve Özellikleri

Bu destanlardan biri olan Türeyiş Destanı, Uygurlar zamanında ortaya çıkmış ve özellikle Köktürkler’in Bozkurt Destanı ile ortak özellikler taşıyan bir destan olmuştur. Orta Asya’da kendinden önceki Türk topluluklarından farklı bir yaşam benimseyen, yerleşik hayata geçen, Ötüken’i değil, Karabalsagun’u başkent yapan ve Maniheizm dinini seçen Uygurlar, söz konusu destanlar olunca diğer Türk Devletlerine çok benzer özellikler göstermişlerdir.

Türeyiş Destanı, bir anlamda Uygurlar’ın, kendi soylarının bir kurt soyundan türediği tezini esas alır. Bu destana göre, Büyük Hun Hakanları’ndan birisinin emsalsiz güzellikte iki kızı vardır ve hakan dahil olmak üzere tüm Türkler, bu iki kızın insanlar için yaratılmadığını, onlarla ancak Tanrısal özellikteki varlıkların evlenebileceklerini düşünürler.

Hatta bu inanış öylesine ciddi bir hâl alır ki, hakan kızlarını tüm insanlardan uzak tutmak ve korumak için ülkesinin en kuzey ucunda, neredeyse hiç insan ayağının basmadığı yüksekçe bir yerde, çok yüksek bir kule yaptırır. Kızlara bu durumun gerekçesini açıkladıktan sonra, her ikisini de bu kuleye kapatır. Ve ondan sonra inandığı Tanrı’ya, kızlarına eş olacak Tanrısal bir varlık göndermesi için yalvarmaya başlar.

Bozkurt Figürü

Hakanın iki kızı yüksekçe kulede insanlardan uzak yaşarken, bir süre sonra kulenin önüne bir bozkurt (börü) gelir. Adeta kulenin yanından hiç ayrılmadan gözlerini kızlara dikip bakar ve bu hâl yaklaşık üç ay devam eder. Bunun üzerine kızlardan birisi, diğerine;

“Atamız bizi Tanrı’ya sunmak için burada bıraktı. Sakın bu kurt Tanrı tarafından gelmiş olmasın.” der.

Bundan sonra kurdun yanına inen kızlar, onun eşi olurlar. Mitolojik unsurlar barındıran Türeyiş Efsanesi’nde kurtla kızların birleşmesinden pek çok çocuk doğar. Bu çocukların sesleri bile bozkurt sesine benzeyip hepsi pek yaman savaşçılar olmuş ve bunlara Dokuz Oğuz-On Uygur denilmiştir.

Sözün özü Türk Milleti, tarih boyunca kendisini istiklâl düşkünü bozkurtlarla özdeşleştirdiği gibi, aynı zamanda Tanrı’nın Türk Soyu’na müdahale ederek bir anlamda onu kutsadığına inanmıştır.