Önder Karataş
3 months ago - 22 Dakika, 7 Saniye
tr
az
en
kk
ky
uz
ru
tk

Cumhuriyetin İlk Muhalefet Hareketi: Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası

     Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası 1924

Cumhuriyetin İlk Muhalefet Hareketi: Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası

Giriş (1923-1924 Türk Siyasetindeki Gelişmeler)

1923-1924 yıllarındaki durum hakkında bilgi vermeden önce ilk meclis dönemine kısaca değinecek olursak; Milli Mücadele’nin sona ermesiyle devlet kadrosunda hangi grubun varlık göstereceği de az-çok belli olmaya başlamıştır. Meclisin açılmasının ardından karşılaşacağımız tablo şu şekildeydi: Mecliste çok farklı siyasi ve ideolojik görüşe sahip simalar doluydu ve birbirinden farklı gruplaşmalar oluşmaya başlamıştı. En büyük gruplaşma ise iki grup arasında gerçekleşecekti. İlk grubun lideri Gazi Mustafa Kemal Paşa idi. İkinci grupta bir lider olmasa da öne çıkan isimler Hüseyin Avni Ulaş, Ali Şükrü ve Selahattin Beyledir.1 İkinci grup muhafazakâr geleneksel bir anlayışa sahiptir. Birinci grup ise reformcu anlayıştadır. Reformcu bu grup 9 Eylül 1923 tarihinde Halk Fırkasını kuracaktır. Yine bu dönemlerde 29 Nisan 1920 Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile aşırıya kaçan faaliyetlerde bulunanlarla mücadeleye de girilmiştir. 1922 yılının siyasi ortamında en önemli gelişme ise Saltanatın kaldırılması olmuştur. 1923’e geldiğimizde ise 23 Temmuz 1923 Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasıyla, nice kanlı çarpışmalar sonunda ulaşılan zaferler siyasi bir başarı ile taçlandırılmıştır. Lozan’ın imzalanmasının ardından Başbakan Rauf Bey istifasını vermiştir. Bunun sebebi ise İsmet Paşa ile ters düşmüş olmasıdır.

Bu durum içerisinde yapılan 1923 seçimlerinde, muhalefete ilişkin kaygıların da devam ettiği dönemde Müdafaa-i Hukuk Grubu2 seçimi kazanmıştır. İkinci grup üyeleri TBMM’ye girememiştir. Seçimin kazanılmasının ardından 9 Eylül 1923 tarihinde parti tüzüğü kabul edilmiş, takip eden süreçte 11 Eylül tarihinde Mustafa Kemal Paşa parti genel başkanlığına seçilmiştir. Bu tarihten sonra yenileşme çalışmaları Halk Fırkası iktidarı ile gerçekleşecektir. İkinci Meclis içinde muhalefetten kimse bulunmaması çalışmaları kolaylaştırsa da; Bu kısımdan sonra çıkacak olan muhalefet hareketi Milli Mücadeleye katılmış bazı komutanların Mustafa Kemal Paşa ile fikir ayrılığına düşmeleri ile olmuştur. 3 13 Ekim 1923’te Ankara başkent ilan edilmiş, bunu birçok yenilik ve gelişmenin takip edeceği aşikârdı. 29 Ekim 1923 tarihine geldiğimizde ise Cumhuriyet ilan edilmiştir. Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte muhalif görüşte olanlar da yeni bir sürece girmeye başlamıştır. Bu süreç Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kuruluşuna varacaktır. Cumhuriyetin ilanı ile ilk açık muhalefet 1 Kasım 1923 tarihinde Vatan ve Tevhid-i Efkâr gazetelerinin başyazarlarına verdiği mülakat4 ile Rauf Bey’den gelmiştir. Sonrasında 10 Kasım gününde Rauf ve Refet Beyler ve bir grup gazeteci İstanbul’a gelen Kazım Karabekir’i karşılamıştır. Burada da Gazi Paşa hakkında muhalif görüşlerini dile getirmişlerdir. Mustafa Kemal Paşa’nın eski arkadaşları ona karşı açtıkları cephede İstanbul’daki etkili gazetelerin de desteğini almış vaziyettelerdi.5 Bu olay üzerine İstiklal Mahkemeleri kurulmuş ve muhalefete tepki böyle dile getirilmiştir. 12 Kasım’da Halife ile Karabekir Paşa bir görüşme gerçekleştirmiştir. Bu tarihlerde gelişen diğer bir olayda Halife’nin istifa edeceği söylentilerinin yayılmasıdır. 22 Kasım tarihinde gerçekleşen grup toplantısında ise tüm oklar Rauf Bey’e yönelmiş vaziyetteydi. Sert tartışmalara sahne olan bu toplantı ile Mustafa Kemal Paşa’nın etrafında toplananların da hiçbir muhalif hareket karşısında taviz vermeyeceklerini göstermiş oldular. Cumhuriyetin ilanından sonra iki grubun hangi eksende toplanacağı da belli olmuştu; Muhalifler, Halife etrafında toplanıyorlardı. Hal böyle olunca TBMM titiz çalışmalar ile birlikte 3 Kasım 1924’te halifeliği kaldırmıştır. Laik devlet anlayışı içerişimde bir gelişme de 3 Mart 1924 tarihinde Şer’iye ve Evkaf Vekâleti kaldırılmış ve yerine Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur. Nisan 1924’e geldiğimizde yeni anayasa kabul edilmiştir. Net olarak ele almaya çalıştığımız 1923-1924 arası Türk siyasi hayatı atılan ve atılmaya devam edilecek olan yeniliklerin ortamının sağlanması ve aşılanması için iç siyasette mücadele ile geçmiş, bu hareketlerin karşısında olan grup ise bir sonraki bölümde bahsedeceğimiz Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı kurmuştur.

1.Bölüm - (1924) Partinin Kurulma Süreci, Kuruluşu, Katılan Milletvekilleri, Faaliyetleri, Örgütlenme

Partinin filizlendiği siyasal ortam bu şekildeydi, reformcu yapıdan çok muhafazakâr görüşe sahip olmaları ile reformların bir anda yapılmasına karşı çıkıyorlardı. Lozan Barış Antlaşması ardından dönüşte İsmet Paşa karışlanacaktı. Fakat Rauf Bey bu mevzuyu öğrenmesinin ardından arası bozuk olan İsmet Paşa’yı karşılamak istemediğinden dolayı Başbakanlıktan istifa etmiş. Mustafa Kemal Paşa ile aralarında geçen konuşma da ise mazeret olarak rahatsızlığını, yorgunluğunu, Sivas’ta seçmenlerini İzmir’de annesini görmek isteklerini Kemal Paşa’ya belirtmiştir. Rauf Bey’in istifasıyla sona eren bu gerginlik ileriki zamanlarda; Lozan Barış Antlaşması’nın mecliste kabul edilmesinin ardından başlayacak olan inkılap hareketlerine bir tepki olarak şekillenecektir.6 Cumhuriyetin ilanının ardından grup toplantısında Rauf Bey, parti kurma iddialarını tamamen yalanlamıştır. Daha sonra Kasım 1923’te Rauf, Refet Beylerin bir grup gazeteci ile Kazım Karabekir’i karşılaması ile durum daha da belirginleşmeye başlamıştır diyebiliriz. 1923 yılı olayları bu şekilde geçmiş muhalif hareketlerde yavaş yavaş palazlanmaya başlamıştır.

Kısaca bu kişilerin temel ayrılık sebepleri ya da muhalefet sebepleri, cumhuriyetin ilanının yapılış tarzına ve reformların yöntemine olmuştur. Bunların yanında Cumhuriyetin ilanındaki durumdan Mustafa Ekincikli’nin ifadesi şöyledir; Mustafa Kemal Paşa cumhuriyetin ilanına karşı çıkacaklarını düşündüğünden dolayı Rauf ( Orbay), Refet (Bele), Adnan Bey (Adıvar) ve Ali Fuat (Cebesoy)’un İstanbul’da bulundukları vakitte cumhuriyetin ilanını sağlamıştır. Bunların yanında bu olay öncesinde bu isimlerle bir görüşme de gerçekleşmemiştir.7 Mustafa Kemal Paşa ve eski dostlarının arasında ilk pürüzler bu olayla çıkmıştır. İnkılap hareketlerinde de tam yetki istemesi ve radikal kararlara imza atması da bu kişilerce yanlıştı.

1924 yılına geldiğimizde; Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kuruluşuna giden en önemli olay ise 20 Ekim 1924’te Lozan’dan doğan 400.000 Türk’ün yerleştirilmesi sırasında beceriksizlikleri dile getiren Muğla vekili Esat Bey’in dönemin İmar ve İskan vekili Refet Bey(Bele)’e yönelttiği soru önergesi olmuştur.8 Daha sonra bu soru önergesi gensoruya çevrilmiş ve 8 Kasım gününe kadar görüşmeler devam etmiştir. Bu görüşmelerin hararetli tartışmalarla geçmesiyle yeni fırkanın tohumları da atılmıştır. 8 Kasım günü yapılan oylama ile 19 ret oyuna karşı 148 kabul oyu ile hükümet güvenoyu almıştır. Güven oylamasının ardından Rauf Bey ve on arkadaşının partiden istifasıyla bölünme gerçekleşmiştir. 9


Kemal Paşa, bütün bu yaşanan olayları Nutuk’ta ele aldığı sözlerden de anlaşılacağı üzere ‘‘komplo’’ olarak nitelendiriyordu. Ekim 1924’e geldiğimizde parti çalışmaları hızla devam etmekteydi. Gazeteler, ayrılık ve yeni parti haberlerini gündemden hiç düşürmemişlerdi. Parti kurma yolunda son istifa ise 26 Ekim 1924 tarihinde Kazım Karabekir’de ordudaki görevinden ayrılması ile olmuştur. Rauf Bey iddiaları reddetse de Ahmet Emin Yalman’ın hatıralarında, aynı günlerde Rauf ve Adnan Bey’in kendisini ziyaret geldiğini ve yeni kuracakları partiye katılmayı teklif ettiklerini kendisinin ise bu teklifi reddettiğini aktarmıştır.10 12 Kasım günü hastalığı ağırlaşan Rauf Bey, İstanbul’a gitmeye mecburdu. Rauf Bey yokken, istifa eden mebuslar muhalefet partisi tartışmasını tekrar başlattılar. Bu mebuslar, toplantılara Sabit Sağıroğlu’nun evinde devam ediyorlardı. Tartışmaların geneli parti programı ve değişik ideolojilerden kişilerin alınıp alınmayacağı üzerineydi. Tutucu olarak adlandırılanların partiye alınmaması kararlaştırılsa da parti programı tartışması kuruluştan sonra bile devam edecekti.

Nihayet takvimler 17 Kasım’ı gösterdiğinde İçişleri Bakanlığına başvuruyu yapan kişi Ali Fuat Paşa idi. Cumhuriyet tarihinin ilk muhalefet partisi, zorlu yollardan ve hararetli tartışmaların içerisinden çıkarak kurulmuştu. Kimi kaynaklar Kemal Paşa’nın yeni parti için olumlu ifadeleri olduğunu verse de yeni partinin kurulmasına Mustafa Kemal Paşa’nın yorumu ise Times muhabirine verdiği mülakatta dile getirmiştir. Gazi Paşa Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası için şu sözleri söylemiştir: ‘‘Terakkiperverler, cumhuriyetçiliklerinde samimi değiller. Programları bir sahtekârlık örneği, onlar düpedüz geçicidirler.’’11 Partinin kuruluşunun ardından, 18 Kasım tarihinde partinin programı yayınlanmıştır. Parti programını incelediğimizde ise; o dönemlerde Batı Avrupa merkezli gördüğümüz Liberal özellikte bir partiydi. Cumhuriyet Halk Fırkası gibi laik ve milliyetçi görüşe sahip olsalar da CHF’den birçok yönüyle ayrılmaktaydı. Adem-i merkeziyetçiliği, güçler ayrımını ve CHF’nin aksine evrimci değişimi savunuyorlardı. Bunun yanında programlarında dış borçlanmayı gerekli sayan daha liberal bir ekonomi politikasına sahipti. İsmet Paşa, bu muhalefete karşı sıkı tedbirler alınmasından yanaydı. TpCF kurulduktan üç gün sonra İsmet Paşa sıkıyönetim istedi, bu istek kabul olmayınca istifa etti. Daha sonra kabineyi kuracak kişi ise Fethi Okyar’dır. Fethi Okyar, birazda muhalif tavırlarıyla bilindiğinden ötürü, kopuşları durdurur düşüncesi ile de bu görev ona geçirilmiştir.

Bilindiği üzere Halk Fırkasından kopuşlar gerçekleşmişti ve bu ayrılanların geneli TpCF etrafında toplanıyordu. Erik Jan Zurcher’in verdiği bilgiye göre ; ‘‘Diplomatik kaynaklara göre, Kasım'ın sonuna kadar 42 veya 43 kişi istifa etmiş, bunlardan 32 kadarı muhalefet partisine katılmıştı. Gazetelerde istifa haberi yer alan meb'uslann toplam sayısı biraz daha fazladır (45 kişi). Ancak, gazeteler de muhalefet partisine katılanların sayısını 32 olarak vermektedir. Ali Fuat'ın, Tunaya'ya verdiği T.C.F. üye listesinde sadece 28 kişinin adı yer almaktadır.’’12 Toplamda 45’e yakın isim ayrılmış bunların sadece 28’inin adı yeni partinin üyeleri arasında mevcuttur. Partinin kuruları ve idare heyeti ise şu isimlerle oluşmaktaydı; Kazım Karabekir, Ankara vekili Ali Fuat (Cebesoy) Bey, Mersin Vekili Besim, Trabzon vekili Ahmet Muhtar, Erzurum vekili Sabit, İstanbul vekili Adnan Adıvar ve eşi Halide Edip Adıvar, İstanbul vekili Rauf (Orbay) Bey, Erzurum vekili General Rüştü, İstanbul vekili İsmail (Canbulat), İzmit vekili Ahmet Şükrü, Sivas vekili Halis Turgut, Bursa vekili Necati ve Ordu vekili Faik idi. Partinin yönetim kurulu ise şu isimlerden oluşuyordu; Genel Başkan, Kazım Karabekir; Genel Başkan Yardımcısı, Adnan Adıvar ve Rauf Bey; Genel Sekreter ise Ali Fuat Paşadır. Diğer yönetim kurulu üyeleri ise Ahmet Muhtar Bey, İsmail Canbulat, Halis Turgut, Rüştü Paşa, Faik Bey ve Şükrü Bey de yerlerini almışlardı. Bunların yanında parti içerisinde eski İttihatçılarda bulunuyordu. Bunun sebebi ise Anadolu’da etkili olup teşkilatlanmaya pozitif katkı sağlamaları düşüncesiydi.


Partinin faaliyetlerine ve örgütlenmesine geldiğimizde ise bunlara paralel olarak gelişme göstermiştir diyebiliriz. Ayrı ayrı ele alacak olursak, yerelde ilk faaliyetleri İstanbul’un münhas mebuslukları için yapılan seçimlerde TpCF örgütlenmesi bulunmadığı için aday göstermemiştir. İstanbul’daki seçimin ardından Bursa seçimi gerçekleşmiştir. Nurettin Paşa müstakil adaydı, seçimi kazanmasına rağmen askerlik görevinden istifa etmediğinden dolayı seçim yenilenmiş ve Nurettin Paşa tekrar kazanmıştır. TpCF, teşkilatlanmasını tamamlayamadığı için başta aday çıkarmasa da ilk adayını İzmir’de çıkarmıştır. Burada aday olarak, tanınmış İttihatçılardan İzmir eski valisi Rahmi Bey gösterilmiş ama kazanamamıştır. Bu seçimin kaybedilmesi suçu ise Rahmi Bey’e yüklenmiştir. Seçimlerde süreç böyle seyretmiş, bu zamanlarda parti üyelerinin ve mebuslarının gazete ve dergi aracılığıyla verdikleri demeçlerle gündemde kalmışlardır. Bu dönemde yaptıkları bir diğer atak ise Ersin Müezzinoğlu’nun eserinden aldığımız bilgi ile şu şekildedir; ‘‘Yeni fırkanın kurucuları Gazi Mustafa Kemal Paşa ile temasa geçerek hareketlerinin kendisine karşı olmadığını, muhalefetlerinin hükûmete karşı bulunduğunu açıklamışlar, bu husustaki beyanlarını karşı bulunduğunu açıklamışlar, bu husustaki beyanlarını gazetelerde yayınlamışlardır. Aksine Halk Fırkası ileri gelenleri, muhalefetin hükûmete karşı değil, doğrudan kendilerine karşı olduğunu Gazi’ye telkin etmişlerdir. Hakikatte muhalefet İsmet Paşa’ya olduğu kadar Gazi Paşa’ya karşı da doğmuştur. Yeni fırka yönetiminde Gazi Paşa’ya karşı olanların varlığı, bu iddiayı doğrulamaktadır.’’13 Fırka üyelerinin diğer faaliyet alanı da meclistir. Meclisteki oturumlarda yaptıkları konuşmalar ve hükümet uygulamaları ile ilgili de eleştirileri ile yapıcı bir muhalefet örneğidir. Görüşmelerde çoğu kez CHF ile aynı yönde oy kullanmışlardır. TpCF’nin hükümet uygulamalarına destek olduğu vakitlerde olmuştur. Hükümeti uyarmayı da ihmal etmemişlerdir. En dikkati çektikleri husus ise 1925 yılı bütçe görüşmelerindeki tavırları olmuştur. Görüşmelerde açıkça eleştirileri ile ilk muhalefet fırkası olma özelliğini kazanmış ve bu görevi de başarılı şekilde ifa ettiğini söyleyebiliriz.

Parti örgütlenmesine değinecek olursak ‘‘Sağlam bir potansiyeli bulunan TpCF yurt çapında geniş bir teşkilatlanmaya gidememiş olmakla birlikte hatırı sayılır merkezde örgütlenebilmiştir. Fırka yöneticilerinin örgütlenmedeki yavaşlığı, seçici ve ihtiyatkâr olmalarından kaynaklanmıştır. Fırkanın en etkin olduğu ve benimsendiği yer İstanbul olmuştur. 1924’ün sonunda yapılan ara seçimlerde TpCF’nin kendi adaylarını seçime sokmaması, bazı adayları destekleyip desteklemediğinin bile tam belli olmaması, TpCF’nin iktidar peşinde olmadığı, hükümet ve çoğunluk fırkasını denetleyecek sadık bir muhalefet olarak kalmayı hedefledikleri izlenimini vermiştir.’’14 Partinin İzmir, Trabzon ve İstanbul teşkilatına memur olarak Ahmet Şükrü Bey tayin edilmiştir. Kuruluşundan iki buçuk ay sonra partinin İstanbul merkezi açılmıştır. Geçen süre zarfında TpCF, İstanbul’da on bir bölgede ve ülke genelinde ise sadece Eskişehir, Samsun, Sivas ve Urfa’da parti şubeleri kurulabilmiştir. Partinin İzmir teşkilatının kurulması ise çok sıkıntılı geçmiştir. İzmir’de teşkilat çalışmalarına Aralık ayında başlangıç vermesine rağmen Şubat ayına gelindiğinde halen şube kurulamamıştır. Örgütlenme yolunda bir diğer iddia ise partiye üye olan devlet memurlarının işlerini kaybetme korkusu sebebiyle partiye tüccar olarak kaydolduğu iddiasıdır. Üye hareketlerinin birini de Zurcker’in eserinden şöyle öğrenmekteyiz; ‘‘Bir gazete haberinde yüz kadar hammalın partiye girdiğini ve arabacılar esnaf birliğinin iktidar partisinden ayrıldığını, T.C.F.'ye girmeyi düşündüğünü öğreniyoruz. Bu ipuçlarından yola çıkarak, en azından İ.T. Cemiyeti döneminde Kara Kemal'in kentteki güç tabanını oluşturan hammal, liman amelesi ve kayıkçı esnafı birliklerinin T.C.F. için iyi birer destek kaynağı oldukları varsayılabilir.’’15 Bu bilgilerden bir sonuca varmak gerekirse, TpCF basın ve kamuoyunda destek bulmasına rağmen örgütlenmesi yavaş yavaş olmuştur. 1925 ortalarına geldiğimizde ise İstanbul ve diğer birkaç il dışında örgütlenmesi tamamlanmış değildir, bu bakımdan hala ulusal çapta bir örgüt olamamıştır.

2.Bölüm – (1925) Partinin Kapatılma Süreci, Hangi Gelişmeler Yaşandı? Neden Kapandı?

Muhalefet partisinin kurulması ile İsmet Paşa, muhalefet meselesinin halli için sıkıyönetim teklif etmiş fakat bu kabul görülmemişti. İsmet Paşa, bu hareketin gerekirse sert tedbirlerle de olsa, meselenin halledilmesi taraftarı idi. Fakat teklifleri reddedilince görevinden istifa etmiş ve yerine muhalefete, kopuşları da önleme düşüncesi ile Fethi (Okyar) Bey getirilmiştir. Parti içerisinde, eski İttihatçılardan da kimseler bulunuyordu. Bunun yanında parti programındaki 6. madde partinin kapatılması yolunda, karşısındaki güçler tarafından en büyük koz olarak kullanılacaktır. Bu madde ise şu şekildedir; ‘‘Fırka efkâr ve itikad-ı diniyeye hürmetkârdır.’’ Yaşanan Şeyh Sait İsyanı ve çıkacak olan Takrir-i Sükûn Yasası ile yargılanmalarda, bu madde dâhilinde parti kapatılmaya kadar gidecektir.

Partinin kapatılma sürecine geldiğimizde, 1925 senesinde Şubat ayında ülkenin doğusunda çıkan ve elebaşından dolayı Şeyh Sait İsyanı olarak adlandırılan isyan, yeni kurulmuş cumhuriyete ve devrimlerine karşı dinamit koyma niteliğindeki bu olay, TpCF’nin kapatılmasında önemli bir gerekçe olacaktır. İsyanın neden çıktığını incelersek; Kemal Karpat’a göre, Şeyh Sait isyanının amacı Doğu Anadolu’da bağımsız bir kürt devleti kurmak ve Halifeliği yeniden diriltmekti. Aynı zamanda yeni devletin doğu köylerini de tam hâkimiyet altına almış olmasına karşı bir tepkiydi.16 Bunun yanında yabancı basında çıkan haberler (Rus ve İngiliz gazeteler) İngilizlerin ya da Rusya’nın bu olaya destek vereceği yönündeydi. İsyan sırasında hükümet, TpCF ile de görüşme gerçekleştirmiş; partiyi dağıtıp kendilerine katılmalarını istemişse de bu teklif reddetmenin yanı sıra bu hareketler karşısında hükümet ile birlikte olacaklarını söylemişlerdir. Bunun ilk örneği de Kazım Karabekir’in mecliste yaptığı şu konuşmadır: ‘‘fırkasının de tutumuna tercüman olarak, hükûmetin açıklamasından şark vilayetlerinin bazı yerlerinde sınırlı mütegallibenin dışarıdan teşviklerle ve dini alet ederek halkı tahrik ettiğinin anlaşıldığını, hükûmetin örfi idare ilan etmesinin isabetli olduğunu, dini alet ederek millî bütünlüğü tehlikeye düşürmenin vatana ihanet anlamına geldiğini, bunu yapanların lanet edilmeyi hak ettiklerini söylemiştir. Sonra herhangi bir tehlike karşısında bu vatanın evlatlarının her zaman tek vücut bir kütle hâlinde dikileceğini ve her türlü fedakârlığa hazır bulunduğunu tüm dünyanın bilmesi gerektiğini, hükûmetin hadise hakkındaki açıklamasını ve aldığı tedbirleri uygun gördüğünü ifade etmiştir.17 2 Mart 1925 tarihinde başvekil koltuğunu devralan İsmet Paşa, ilk iş olarak Takrir-i Sükûn yasasını oylatmak olmuştur. Bu oylama sırasında Kazım Karabekir ve TpCF cephesi hükümetin yanında olduklarını söylemiş, söz konusu kanunun ise uygun olmayacağını belirtmiş ve karşı çıkmıştır. Nihayetinde kabul edilen kanun ile, dini kullanarak yapılan siyasal faaliyetler suç kabul edilmiştir. 6 Mart günü yaptıkları yayınların kışkırtıcı olduğu ve olaylara zemin hazırladıkları gerekçesi ile Tevhid-i Efkâr, Son Telgraf, İstiklal, Sebilür Reşat, Aydınlık ve Orak Çekiç gazeteleri kapatılmıştır. Bu gazetelerin kapanması ile TpCF’nin de basın desteği ortadan kalkmış oluyordu. 7 Mart toplantısında ise İstiklal Mahkemeleri azası seçimi gerçekleşti. ‘‘Mart 1925 başlarında gazeteler Başvekil Fethi Bey’in TpCF mümessillerinin birçok yerde irtica fikrini uyandıracak tahriklerde bulunduğundan şikâyet ederek, bu tahriklerin önünü almak üzere vilayetlerdeki fırka teşkilatlarının faaliyetlerine son verilmesini talep ettiğini yazmışlardır. Fethi Bey’in böyle bir talebinin olamayacağı TpCF erkânınca dile getirilmiştir.’’18 Daha sonra isyanın bastırılması ile 26 Haziran’da Şeyh Sait ve adamları idam edilmiştir.

Yaşanan bu gelişmeler, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın da sonuna doğru gelindiğini göstermektedir. 1925 Mart ayının sonunda TpCF İstanbul il başkanı Vasıf Bey, Ankara İstiklal Mahkemesinde yargılanmıştır. Vasıf Bey, Ali Fuat Bey’e yolladığı bir mektupta geçen ifade sebebiyle sorgulanmıştır. Vasıf Bey, mektupta yer alan görüşlerin kendisinin değil, Kasımpaşa şubesinden bir üyeye ait olduğunu, onunda daha sonra polisler tarafından gözaltına alınıp salındığını belirtmiştir. 1925 ortalarına doğru, Ankara İstiklal Mahkemesi aldığı bir kararla parti merkezi ve şubelerinde arama yapılmasını kararlaştırmıştır. Partinin kapatılma süreci de bu olaylardan sonra çeşitli şubelerinin kapatılmasıyla başlamıştır. ‘‘Ankara İstiklal Mahkemesi 1925 Mayıs’ı başlarında TpCF ile ilgili “Paşa Mandıralılar” davasını görmüştür. Bu bölgede dini alet ederek propaganda yürüten Terakkiperver temsilcisi Kamil Efendi ile aktif azalardan Salih Başo muhakeme edilmiştir.’’19 Yargılanan şahıslar, bireysel cezalara çarptırılmıştır. Bu kararın yanında, mahkemenin aldığı şu karar partinin kapatılmasının temel dayanaklarından birini teşkil eder; “Siyasi bir fırka namına icra edilen propagandaların dini ve mukaddesat-ı diniyeyi amal ve mekasıd-ı siyasiyeye alet mahiyetini aldığı sabit olması hasebiyle mezkûr fırkanın vaz-ı hazırı ve tarz-ı faaliyeti hakkında hükûmetin nazar-ı dikkatinin celbi zımnında müddei-i umumiliğe tebligatta bulunulmasına müttefikan karar verildi”. Öte yandan Şark İstiklal Mahkemesinde, Partinin Urfa Siverek Kâtibi Fethi Bey yargılanmıştır. Dini siyasete alet ettiği gerekçesiyle cezalandırılmıştır. Aldığı cezanın yanında bir kararda Takrir-i Sükûn ve Hıyanet-i Vataniye Kanunu’ndaki ilgili maddeye istinaden TpCF şubelerinin kapatılmasına karar vermiştir.

Parti ve üyeleri hakkında verilen bu kararlar, partinin kapatılması yolunda emsal olarak görülecektir. Sürecin sonuna doğru geldiğimizde hükümet, 3 Haziran 1925 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile irticayı körüklediği gerekçesiyle bütün ülkede Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kapatılmasına karar vermiştir. Bu kararla birlikte parti programındaki 6. madde dinin siyasete alet edilmesinde vasıta olarak kullanıldığına, son olaylarda bu durumun görüldüğüne ve verilen kararlara dayandırmıştır.

Türk siyasi hayatında ilk muhalefet hareketi olarak değerlendirebileceğimiz Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kapatılması olayları ve neden kapatıldığı yukarıda da değindiğimiz gibi daha ilk başından sıkı tedbirlerle üzerlerine gitmek isteyen İsmet Paşa, bunu ilkinde başaramasa da ikinci seferde yaptıkları faaliyetler doğrultusunda bu meseleyi çözmüştür. Üyelerinin dini siyasete alet ederek çalışmalar gerçekleştirmesi ve parti programındaki 6. maddenin de buna vasıta olduğu gerekçesiyle Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası hükümet tarafından fes olunmuştur.

Sonuç – Parti Kapatıldıktan Sonra Yaşanan Gelişmeler, Partinin Kapatılmasının Türk Siyaseti Açısından Önemi

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası mebusları, partileri kapatıldıktan sonra da meclis içerisinde çalışmalarına devam etmişlerdir ama ilk başlarda olduğu gibi bir disiplin artık söz konusu değildir. Fırkanın kapatılmasının ardından meclisteki oylamalarda kullandıkları oylarla da oldukça sert bir muhalefet sergilemişlerdir. Parti ve meclis grubu dağıtılmış olsa da muhalefeti durultamamıştır.

Partinin kapatılmasının ardından en büyük gelişme ise Mustafa Kemal Paşa’ya suikast girişimi olmuştur. Bu olay dâhilinde birçok TpCF mebusu yargılanmış ve hatta idam cezası alanlar dahi olmuştur. Kapatılma hadisesinin ardından ele alacağımız bir olayda budur.

15 Haziran 1926’da Mustafa Kemal Paşa’ya yönelik bir suikast girişimi deşifre edilmişti. Bu planlamaya ilişkin iki ayrı yargılama gerçekleştirilmiş, İttihatçıları ve TpCF’lileri de içeren tüm muhalif rakiplerde ortadan kalkmış oluyordu. TpCF’nin 21 mebusu yanında partinin önde gelen isimleri tutuklanmıştır. Partinin bazı kurmayları, olayları önceden kestirmiş olacak ki yurtdışına kaçmışlardır. Yurtdışına kaçanlar; Rauf Orbay, Adnan Adıvar eşi Halide Edip Adıvar ve Rahmi Aslan gibi isimlerden oluşmaktaydı. Bu isimlerde ceza almış olsalar dahi yurtdışında oldukları için pekte mühim olmamıştır. Kanıtlar ve yapılan yargılamalar ile bu planlamaya Terakkiperver Partinin de bulaşmış olduğu açığa çıkmış ama mebusların teması konusunda bir açıklık getirilmemiştir. Bu hususa Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası adlı eserinde değinen Zürcher olmuştur; ‘‘Kanıtlanamasa da, gerçeğe en yakın olabilecek varsayım, Halis Turgut ve Ahmet Şükrü'nün daha sonra İzmir suikast girişimini planlayacak olan grubun 1926 Kış'ında (olaydan altı ay kadar önce) kurdukları kumpasları bir dereceye kadar biliyor olabilecekleridir.’’20 Bu komplo grubunun liderliğini ise Birinci Mecliste mebus olan ve TpCF içinde örgütlenmeden sorumlu Ziya Hurşit üstlenmiştir. Yine de altı TpCF mensubu mebus, ölüm cezasına çaptırılmış ve İzmir de infaz edilmişlerdir. İnfaz edilen altı isim ise Ahmet Şükrü, Abidin Bey, Halis Turgut, İsmail Canbolat, Rüştü ve Arif Beylerdir. Kazım Karabekir ise uzun ve tepki uyandıran sorgulamalar sonunda İzmir’de aklanmıştır. ‘’Son yıllarında Mustafa Kemal'in ve ondan sonra İsmet'in eski muhalefet liderleriyle barışma ve onları yeniden siyasal elit içine sokma yönündeki girişimlerine karşın, siyasal konumları bir daha asla onarılamayacak biçimde bozulmuştu.’’21 Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa’nın çabaları sonucunda 1930-1940 dönemlerinde bu isimler siyasete döndüyse de siyaset devirleri geçmiş, saygı gören ulusal kahramanlar halini almışlardır. Partinin kapatılışı ardından yaşanan gelişmeler bu şekildedir.

Partinin kapatılmasının Türk siyaseti açısından önemini sonuç olarak ele alırsak; Cumhuriyet tarihinin ilk muhalefet örneği olarak karşımıza çıkan TpCF yaptıkları çalışmalar ve mecliste sergilemiş olduğu tutum ile yıkıcı bir yapıdan çok yapıcı tavırlar içerisinedir. Bir tehdit unsuru oluşturmakla kapatılsa bile muhalefet anlamında oluşturduğu temel dinamik ve fikirler ortadan kalkmamıştır. Seçimlerde pek başarı yakalayamasa da örgütlenme çabaları açısından oldukça başarılıdır. Cumhuriyet siyaseti içerisine, Liberalizmi parti programı ile birlikte enjekte ettiğini de söylemek mümkündür. Genç devletin inkılaplarının metotlarını, siyasi arena da eleştiren ilk kurum olarak gösterebileceğimiz TpCF yayınladıkları belgeler, konuşmalar vs. yol arkadaşı ile ayrı düşmüş bir parti konumundan çok daha yukarılara taşımıştır. Fırkanın kapatılması ile birlikte Cumhuriyet tarihinin çok partili siyasal sisteme geçiş hareketinin ilki böylelikle başarısızlıkla sonuçlanmıştır.


DİPNOTLAR:

1-Hakkı Uyar, ‘‘Atatürk Dönemi İç Politikası (1920-1938)’’,s.4

2- Seçim yapıldığı vakit Halk Fırkası resmi olarak kurulmamıştır.

3- Resul Babaoğlu, ‘’Nutuk ve Hatıralar Ekseninde Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası Olayı ve Süreci’’, Yakın Dönem Türkiye Araştırmaları,2012,Cilt:11, Sayı 22, s.67

4- Bkz. Mustafa Ekincikli, ‘’Türk Demokrasi Kültürünün Gelişim Sürecinde Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın Kuruluşu’’, Akademik Bakış, Cilt:6, Sayı:11 s.155

5- Ekincikli, a.g.m, s.155

6- Babaoğlu, a.g.m, s.68

7- Ekincikli,a.g.m, s.153

8- Babaoğlu, a.g.m, s.80

9- Erık Jan Zürcher, ‘’Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’’, Çev: Gül Çağalı Güven, Bağlam Yayınları, İstanbul,1992, s.72

10- Ekinckli, a.g.m, s.159 ayrıca bkz. Ahmed Emin Yalman, ‘’Yakın Tarihte Gördüklerim ve Geçirdiklerim(1922-1944)’’, Cilt:III, S.139-141

11- Babaoğlu, a.g.m, s.84

12- Zürcher, a.g.e, s.75

13- Ersin Müezzinoğlu, ‘’Türk Siyasal Hayatının Vakitsiz Doğan Çocuğu: Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’’,Journal of Universal History Studies, 2018, Cilt:1, Sayı 1, s.60 Ayrıca bkz. Tekin Erer, Türkiye’de Parti Kavgaları, Cilt 1, Ticaret Postası Matbaası, İstanbul,1963, s.19

14- Habip Kocaman ve Mustafa Ceylan, ‘’Türkiye Cumhuriyetinin İlk Muhalefet Fırkası: Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’’, Yasama Dergisi, 2016, Sayı 34, s.13

15- Zürcher, a.g.e, s.8

16- Babaoğlu, a.g.m, s. 95 bkz. Kemal Karpat, ‘’Türk demokrasi Tarihi’’, Timaş Yayınları, İstanbul, 2010, s.132

17- Müezzinoğlu, a.g.m, s.62

18- Müezzinoğlu, a.g.m, s.69

19- Müezzinoğlu, a.g.m, s.69

20- Zürcher, a.g.e, s.122

21- Zürcher, a.g.e, s.123

KAYNAKÇA

• Babaoğlu, Resul, ‘’Nutuk ve Hatıralar Ekseninde Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası Olayı ve Süreci’’, Yakın Dönem Türkiye Araştırmaları, 2012, Cilt:11, Sayı 22, s.63-108

• Ekincikli, Mustafa, ‘’Türk Demokrasi Kültürünün Gelişim Sürecinde Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın Kuruluşu’’, Akademik Bakış, Cilt:6, Sayı:11, s.151-163

• Kocaman Habip ve Mustafa Ceylan, ‘’Türkiye Cumhuriyetinin İlk Muhalefet Fırkası: Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’’, Yasama Dergisi, 2016, Sayı 34, s.5-23

• Müezzinoğlu, Ersin, ‘’Türk Siyasal Hayatının Vakitsiz Doğan Çocuğu: Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’’, Journal of Universal History Studies, 2018,

Cilt:1, Sayı 1, s.44-79

• Uyar, Hakkı, ‘‘Atatürk Dönemi İç Politikası (1920-1938)’’, s.-1-34

• Zürcher, Erık Jan, , ‘’Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’’, Çev. Gül Çağalı Güven, Bağlam Yayınları, İstanbul, 1992