Yusuf Güldür
3 months ago - 2 Dakika, 29 Saniye
tr
az
en
kk
ky
uz
ru
tk

Dede Korkut'un 3. Nüshası Bulundu, Kayıp 13. Destan Ortaya Çıktı

Dede Korkut hikâyelerini bilmeyeniniz yoktur. Zira özellikle sözlü Türk Edebiyatı’nın ilk örneklerinden birisi olan, içinde pek çok efsaneyi barındıran ve ilk Türk toplulukları hakkında bize kültürel bilgiler aktaran Dede Korkut hikâyeleri, tarih boyunca geçmişi geleceğe taşıyan anlatılar olmuştur.

Dede Korkut


Dede Korkut Nüshaları

Bu sözlü edebiyat türü, zaman içinde yazıya da aktarılmış ve böylece daha özgün bir şekilde bugünlere taşınması sağlanmıştır. Öyle ki bu nüshalardan birisi, 1815 yılında Von Dies tarafından bulunup dünyaya ilan edilen Dede Korkut’un Dresden nüshası, bir diğeri ise 1952 yılında –oraya nasıl gittiği bilinmeyen ve- Vatikan arşivlerinde bulunan nüshadır. Ki bugüne dek Dede Korkut hikâyelerinin en somut dayanakları bu iki nüsha olmuştur.

Vatikan Nüshası ilk sayfa

Dede Korkut


Dresden Nüshası ilk sayfa

Dede Korkut


Üçüncü Nüsha da Bulundu

Unesco Türkiye Milli Komisyonu Somut Olmayan Kültürel Miras Komitesi Başkan Vekili Prof. Dr. Metin Ekici, Dede Korkut’un 61 sayfalık bir 3.nüshasının bulunduğunu ve kendilerine ulaştırıldığını duyurdu. Bu metnin özellikle Dede Korkut anlatılarına büyük bir katkısı olacağını söyleyen Ekici, “Metnin muhtemelen 14. Ya da 16.yüzyıllar arasında yazılmış olabileceğini dile getirdi.

Aynı zamanda Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Türk Halk Bilimi Ana Bilim Dalı Başkanı da olan Ekici, bu nüshanın Kazakistan’da bulunduğunu ve bu nüsha içinde yer alan Dede Korkut’un 13.destanının bir kopyasının kendileriyle paylaşıldığını belirtti.

Dede Korkut’un 13.Destanı Neden Bahsediyor?

Söz konusu metinde Dede Korkut’un 13.destanı olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesiyle İlgili Hikâye” olduğunu açıklayan Prof. Dr. Metin Ekici, bu destanı, “Dede Korkut’un bilinen 12 boyuna bir katkı olarak 13’üncü boy diyebileceğimiz yeni bir anlatma.” olarak tanımlıyor.

Türk Tarihi ve kültürü açısından müthiş bir keşif olan bu nüsha tamamen incelendiğinde tüm içeriğiyle ilgili daha net bilgilere sahip olacağız. Zira binlerce yıl sonra Korkut Ata’nın dilinden –bizce- yeni bir şeyler duymak, gerçekten Türk evlatlarını bir hayli heyecanlandırıyor.

Dede Korkut’un Mezarı Bayburt’ta mı?

Vermiş olduğu mülakatta bu konuya da değinen Ekici, Bayburt şehrimizin Dede Korkut hikâyeleriyle bağlantısına vurgu yaparak şu tespiti yapıyor; “Masat köyü civarında bulunan tarihi mezarlık alanında Korkut Ata'nın mezarı ve diğer Oğuz beylerinden bazılarının isimlerine bağlanmış mezarlar da mevcut. Yine Dresden nüshasında üçüncü anlatma olarak geçen 'Bamsı Beyrek Anlatması'nın kahramanı olan Beyrek'in mezarı da hemen Bayburt Kalesi'nin içerisindeki sırtta yer alıyor. Dolayısıyla Bayburt, Türk kültür tarihinde çok önemli bir yer edinmiş, Orta Asya'dan Anadolu coğrafyasına taşınmış kültür mirasımıza ev sahipliği yapıyor. Bu bakımdan Bayburt'un Türk dünyasında özel bir yeri var. Nasıl Hoca Ahmet Yesevi mekanı olarak Türkistan tanınıyorsa, nasıl Mevlana mekanı olarak Konya tanınıyorsa, Korkut Ata'nın mekanlarıyla biriyle ilgili olarak da Bayburt tanınıyor."

Ne denir ki, bizler de Korkut Ata’nın hikayesini satır satır okumayı dört gözle bekliyoruz.