Yusuf Güldür
1 year ago - 3 Dakika, 14 Saniye
tr
az
en
kk
ky
uz
ru
tk

Emir Timur’un Bilge Torunu: ULUĞ BEY

Türk Bilim Tarihi’ne damga vuran Uluğ Bey'i bilmeyen yoktur. Zira Ortaçağ dünyasında özellikle Avrupa’nın skolastik düşünce içinde cahilce süründüğü bir dönemde, Semerkant’ta rasathaneler kuran, matematik ve astronomi gibi alanlarda eşsiz çalışmalar yapan ve eserleri 19.yüzyıla kadar Avrupa üniversitelerinde okutulan büyük Müslüman Türk bilgini Uluğ Bey, özellikle Bilim Tarihi üzerine çalışan uzmanların yakın merceği altındadır.

Uluğ Bey Kimdir?

Emir Timur’un Bilge Torunu: ULUĞ BEY


 1393 yılında bir hakan oğlu olarak dünyaya gelen Uluğ Bey, Büyük Türk Hükümdarı Emir Timur’un özbeöz torunudur. Babası, Timur’un oğullarından birisi olan Şahruh olup, Emir Şahruh’un ilginç bir hikâyesi vardır.

Türk Tarihine aşina olanlar, Emir Timur’un ne kadar iyi bir satranç ustası olduğunu çok iyi bilirler. Öyle ki 1402 Ankara Savaşı’nda Osmanlı’yı bile yenen ve Sultan-ı İklim-i Rûm Yıldırım Bayezid’i esir alan Emir Timur, dünyadaki gelmiş geçmiş satranç üstadlarının en büyüklerinden birisidir.

Adeta hayatının tek zevki satranç olan Emir Timur, 8x8 satrançla yetinmemiş ve kendi ismini verdiği 10x11 oyun sistemine göre oynanan “Timur Satrancı” denilen çok zor bir satranç oyunu geliştirmiştir. Tüm hayatını adeta bir satranç oyunu gibi yaşayan ve yeryüzünü bir satranç tahtası olarak gören Emir Timur, tam satranç oynadığı sırada “şahruh” denilen hamleyi yaparken iki güzel haber almış, hem elde etmek istediği bir şehrin fethedildiğini hem de bir oğlunun doğduğunu öğrenmiştir.

İşte bunun içindir ki hayata bir satranç olarak bakan Emir Timur, fethedilen şehre “Şahruhiyye”, yeni doğan oğluna ise “Şahruh” ismini vermiştir. İşte Uluğ Bey’in babası olan Emir Şahruh, ismini böyle bir hikâyeye borçludur.

Uluğ Bey İsmini Alması

Emir Timur’un Bilge Torunu: ULUĞ BEY


 Emir Şahruh’un oğlu olan Uluğ Bey’in ise gerçek adı Muhammed Taragay olup, dedesi onu çok sevdiği için ve onun için sık sık “Bu torunum ulu bir bey olacak” dediği için ismi Uluğ Bey olarak anılmaya başlanmıştır.

Timur Devleti’nin 4.Hükümdarı olan Uluğ Bey’in hayatı iki evreye ayrılır ki, bu evrelerin ilkinde Uluğ Bey daha çok av ve eğlenceye merak sarmış ve bu yüzden de özellikle şeyh, derviş ve bilginlerle pek uyuşamamıştır.

Sonrasında ise ciddi bir dönüşüm yaşayan Uluğ Bey, dedesi tarafından kurulan eşsiz bilim şehri Semerkant’ta bilime merak sarmış ve özellikle Bursalı Kadızade Rumi, Gıyaseddin Cemşit ve Ali Kuşçu gibi dev karakterlerle Semerkant’ta bir rasathane kurmuştur.

Son derece zeki bir insan olan Uluğ Bey, kısa zamanda ilim yolunda büyük merhaleler kat etmiş, yapımı 12 yıl süren Semerkant Rasathanesi’nde astronomik çalışmalar yapmış ve Zic-i Uluğ Bey ya da Zeyç Cedit Sultani adıyla anılan bir astronomi kitabı yazmıştır. Bilimsel çalışmalar için devletin her türlü imkânını seferber eden ve bizzat kendisi gökler sayfasını okuyup nice hikmetler devşiren Uluğ Bey, 15.yy dünyasında bilim dünyasının parlayan yıldızı olmuştur.

Uluğ Bey’in Ölümü

Adil yönetimiyle ve ilme verdiği değerle halk nazarında değerini yücelten Uluğ Bey, aynı zamanda bir hükümdar olduğu için pek çok kez taht kavgalarına girişmiş, pek çok seferlere katılmış ve kalem kadar kılıcı da pek iyi kullanmıştır.

Ancak 1449 yılında karşısına çıkan ve onu devirmek isteyen rakip kendi öz oğlu –Abdüllatif- olunca işler değişmiş, Semerkant yakınlarındaki Dımaşk Köyü yakınlarında yapılan cenkte Uluğ Bey oğluna karşı geri adım atmış ve sonrasında Semerkant’a dönerek oğluna teslim olup, tahtı devretmiştir.

Acı olan odur ki, burada oğlu Abdüllatif’ten Hacc’a gitmek için izin alıp Semerkant’tan ayrılan Uluğ Bey, Hacc yolculuğu sırasında Hakk’a koşarken, oğlunun adamları tarafından şehit edilmiştir.

Ne denir ki, saltanat ve iktidar hırsı insanın gözlerini öylesine kör eder ki bazen meleği şeytan, şeytanı melek gördürür. O öyle bir hâldir ki babaları vurdurur, evlatları boğdurur. Hak Tealâ hiçbir kulunu vicdan dairesinden ayırmasın vesselâm.