Selman Yamak
2 months ago - 2 Dakika, 38 Saniye
tr
az
en
kk
ky
uz
ru
tk

Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri

Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri

Fâtih Sultan Mehmed Han Hazretleri, vezirleriyle bütçe müzakeresi yapıyordu. Sultan'ın medreseler tahsisatına ayırdığı miktar bir hayli kabarıktı. Mâliye veziri, bu meblağı öğrenince, hayretle derin bir sükûta büründü. Vezirin bu tavrını fark eden feraset sâhibi Fâtih sultan Mehmet Han Hazretleri:

- Paşa! Bütçe meselesinde asıl konuşması gereken kimse maliye veziri iken, acep siz niçin konuşmaz oldunuz? dedi. Vezir, hâlini belli etmek istemeyip:

- İstifade ediyorum sultanım... dedi. Fâtih Sultan Mehmed Han Hazretleri:

- Paşa! Galiba medreseler tahsisatı için koyduğum meblâğı fazla gördünüz!" diyerek onun düşüncesine vâkıf olduğunu hissettirince vezir mecburen:

- Evet sultanım! Memleketin binbir derdi varken, bunlardan sadece biri olan ilim tahsiline gereğinden çok fazla tahsisat ayırmışsınız! diyerek sükutunun sebebini izhar etti. Bunun üzerine hem vezirini küstürmemek hem de meseleyi halletmek isteyen ferasetli sultan, sakin ve iknâ edici bir üslup ile şunları söyledi:

- Paşa! Her meslek fire verir. Bilhassa ilim mesleğinin firesi daha çoktur. Çünkü Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem): 

- "Alimler, peygamberlerin varisleridir" buyurmuşlardır. Peygamber vekili olabilmek ise, öyle kolayca elde edilebilecek bir makam değildir. işte bu bakımdan ilim mesleğinin firesi, diğerlerine göre daha fazla olur. Diğer meslekleri şöyle düşünürüm. Kirli bir suya, siyah kurşunî yahut kahverengi bir kumaşı batırırım. Kuruduğunda da onu sarık diye sarabilirim. Çünkü rengi, kir göstermez. Fakat bir beyaz tülbent öyle mi? Onu değil kirli bir suya batırmak, üzerine sinek bile konsa fark edilir ki, ilim mesleği de böyledir. Sözünün burasında Fatih Sultan Mehmed Han Hazretleri, vezire sordu:

- Paşa! Kendilerine imkan sağladığımız yüz talebeden kaçı yetişiyor? Aralarından üç-beş tane kişi çıkıyor mu?

- Evet sultanım! Yetişiyor elbette. Ama bu kadarından ne çıkar ki?! dedi. Fâtih Sultan Mehmed Han Hazretleri tebessüm etti ve:

- Paşa! Bilir misin ki bunca ahaliyi nurlandırıp yetiştiren de bu üç-beş kişidir, deyince vezir başını önüne eğdi ve gerçeği itiraf ederek:

- Evet, sultanım; bu doğrudur... dedi.

Fâtih Sultan Mehmed Han Hazretlerinin gönlü, son derece huzur doldu ve vezire:

- Paşa! Madem ki medreselerimiz deki her yüz talebeden üç-beş tane de olsa, ahaliyi nurlandıracak ciddi insan yetişebiliyor, o halde onların hatırına fire sayabileceğimiz diğerlerini de bakıp gözetmeye razı olmalıyız!. dedi.

İslâmî ilimleri öğretme ve öğrenmenin yolu, medreselerden geçmektedir. Ümmet-i Muhammed, asr-ı saadetten itibaren, başta ashab-ı suffe olmak üzere, her asırda tedris kurumlarını tesis etmiş ve asrımıza kadar taşımıştır. Hem ders usulü, hem de esas alınan müfredat ve işleyişiyle, alimleri yetiştirebilecek yegane müessese medreselerdir.

Ya Erhamerrahimin! Bizleri atasına düşman değil, atasının mirasına sahip çıkanlardan eyle. 

Ya Rabbi! Bizleri ilimde, irfanda, marifetullah ta önder eyle. Razı oldukların ile meşgul eyle, razı olmadığın ve maleyaniler ile meşgul eyleme. Bizlere hayırlı ilimler nasip eyle. Rızanı kazandıracak ameller nasip eyle. 

Ya Rabbi! Seni layıkı ile bilmeyi ve sana yönelmeyi nasip eyle. Senden başkasına el açtırma. Senden başkasına muhtaç eyleme. Amin 


                                     ومنالله التوفيق