Yusuf Güldür
3 months ago - 2 Dakika, 7 Saniye
tr
az
en
kk
ky
uz
ru
tk

Güneş-Dil Teorisi

Güneş-Dil Teorisi, Türk Dili ile ilgili ortaya atılmış en ilginç teorilerden birisidir. Milliyetçiliğin tüm dünyada yükselişte olduğu, hatta bazı ülkelerde ırkçılığa kadar varan bir doza ulaştığı –Almanya, İtalya gibi…- bir dönemde, bir anlamda Türk Milliyetçiliğini pekiştirme amacıyla ortaya atılan bir teoridir Güneş-Dil Teorisi.

Güneş-Dil Teorisi


Güneş-Dil Teorisi Nedir, Neden Bahseder?

Bu teoriyi Avusturyalı filolog Hermann Kvergic ortaya atmış ve Türk dilinin tüm dünya dillerinin atası olabileceğini, diğer dillerin Türkçe’den türeyip şekillenmiş olabileceklerini ileri sürmüştür.

Kvergic, bu konuya dikkat çekmek ve konuyla ilgili bir kamuoyu oluşturmak için hazırlamış olduğu bir broşürü Mustafa Kemal Atatürk’e yollamış ve bu broşürde Macar, Moğol, Tunguz, Hitit ve Japon dilleri gibi bazı diller arasında akrabalık bağı olduğu tezini işlemiştir. Bazı kelimelerin fonetik benzerlikleri, bazı nesnelerin isim benzerlikleri gibi kanıtlarla öne sürülen bu teori, hiç şüphesiz Mustafa Kemal’in de dikkatini fazlasıyla çekmiştir.

Atatürk Dönemi Güneş-Dil Teorisi Çalışmaları

Güneş-Dil Teorisi


Konuyla ilgili olarak akademik bir çalışma yapılması talimatını veren Mustafa Kemal, yine bizzat kendisinin kurmuş olduğu Türk Dili Tetkik Cemiyeti’ni (Türk Dil Kurumu) bu iş için görevlendirmiş ve kendisi de sık sık bu teoriyi dile getirmekten çekinmemiştir.

Atatürk’e göre, Akdeniz ve Avrupa’ya hâkim olan diller, bu coğrafyalara Orta Asya’dan yayılmış ve insanoğlu, kavram olarak ilk başta tabiatın devamlılığında en önemli rolü üstlenen “güneş” kavramını oluşturmuştur. Bu teori, 1936 yılındaki 3.Türk Dil Kurultayı’nda da her yönüyle masaya yatırılmış, çeşitli çalıştay raporları hazırlanmış ancak bu teori dünya çapında kabul görmemiştir. Açıkçası bu teori ispatlansa bile Avrupalılar’ın onu kabul edecekleri şüphelidir.

Güneş-Dil Teorisi, her ne kadar uluslararası akademik camiada rağbet görmese de 3.Türk Dil Kurultayı’nın da etkisiyle 1935-1938 yılları arasında bu konuda 25 ciltlik bir çalışma yayımlanmıştır ki bu hiç de azımsanacak bir rakam değildir. Dahası, fazla bilinmemekle birlikte, bizzat Mustafa Kemal Atatürk, kendi adını kullanmadan “Etimoloji, Morfoloji ve Fonetik Bakımdan Türk Dili” adlı bir kitap bile yazmıştır. Nitekim TDK Genel Sekreteri Necmi Dilmen’in Tahsin Mayatepek’ yazdığı bir mektupta “kendileri isimlerinin ilanını arzu buyurmadıklarından” diye bir not düşerek, bu eserin bizzat Mustafa Kemal tarafından kaleme alındığını vurgulamıştır.,

Atatürk’ün ölümünden sonra bu teori büyük oranda sahipsiz kalmış, konuyla ilgili akademik çalışmalar devam etmemiş, sadece 1960 sonrası dilde sadeleşme adı altında farklı bir uygulama yürütülmüştür.