Selman Yamak
1 month ago - 3 Dakika, 37 Saniye
tr
az
en
kk
ky
uz
ru
tk

HZ. ALİ (Radıyallahu Anh),Din Kardeşinin Sıkıntısını Gidermek

HZ. ALİ (Radıyallahu Anh),Din Kardeşinin Sıkıntısını Gidermek

Bir gün Hazreti Ali (Radıyallahu Anh) , Hazreti Fâtıma(Radıyallahu Anha)'ya:

"Evde yiyecek bir şey var mı, çok acıktım" buyurunca, Hazreti Fâtıma(Radıyallahu Anha)'da evde bir şey olmadığın, yalnız altı akçenin olduğunu söyleyerek:

- "Bu akçeler ile çarşıdan yiyecek al. Bir de Hasan ve Hüseyin meyve istemişlerdi. Biraz da meyve alırsın" dedi.

Hazreti Ali (Radıyallahu Anh) altı akçeyi alıp çarşıya gitti. Yolda giderken bir kimsenin, bir Müslüman'ın yakasına yapışmış;

-"Ya hakkımı ver veya yürü mahkemeye gidelim" dediğini, yakasını bırakmadığını gördü. Borçlu kişi;

- "Bana birkaç gün daha müsaade et!" diyorsa da alacaklı kişi:

"Hayır, ben de sıkıntıdayım, bir saat bile bekleyecek halde değilim" diyordu.

Hazreti Ali (Radıyallahu Anh) bunların çekişmelerini görünce yanlarına yaklaşıp:

-"Münakaşanız kaç para içindir?" buyurunca, onlar:

"Altı akçe içindir" dediler.

Hazreti Ali (Radıyallahu Anh)'da "Bu Müslüman'ı bu sıkıntıdan kurtarayım, nasılsa Hazreti Fâtıma (Radıyallahu Anha)'ya bir cevap bulurum" diye düşündü ve yanındaki altı akçeyi vererek, borçlu Müslüman'ı o sıkıntıdan kurtardı.

Yolda bir zaman "Fâtıma'ya ne söyleyeyim?" diye düşünceye daldı. Sonunda "Nasıl olsa Fâtıma kadınların en faziletlisi, Resulullah (Sallallahiü Aleyhi ve Sellem)in kızıdır, bir sey demez" düşüncesiyle eli boş eve döndü.

Hazreti Hasan (Radıyallahu Anh) ve Hazreti Hüseyin (Radıyallahu Anh), babalarının meyve getirdiğini ümit ederek kapıya koştular. Babalarının ellerini boş görünce ağlamaya başladılar.

Hazreti Ali (Radıyallahu Anh) da Hazreti Fâtıma(Radıyallahu Anha)'ya:

"Verdiğin altı akçe ile bir Müslüman'ı hapisten kurtardım" buyurunca, Hazreti Fâtıma (Radıyallahu Anha)'da:

"Çok iyi yaptın, elhamdülillah, bir Müslüman'ı hapisten kurtarmışsın. Rabb-i Rahîm bize kâfidir" dedi, fakat çocuklarından sebep biraz mahzun oldu.

Hazreti Ali (Radıyallahu Anh) üzüntüsünü anlayıp, iki oğlunun da ağladıklarını görünce kalbinde bir üzüntü hissetti. Bu üzüntüyle dışarı çıkıp, "Bâri gidip Resulullah (Sallallahiü Aleyhi ve Sellem)in mübarek yüzünü göreyim de, bu üzüntüden kurtulayım" diye düşündü.

Zira Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)in mübarek yüzüne bakan kimsenin her üzüntüsü gittiği gibi, kalbinde de mutluluk hâsıl olurdu.

Giderken yolda birini gördü. Elinde semiz bir deve vardı. Hazreti Ali (Radıyallahu Anh)'a:

"Ey yiğit! Bu deveyi satıyorum, alır mısın? dedi. Hazreti Ali (Radıyallahu Anh):

- "Şimdi param yoktur" deyince, o şahıs:

- "Sana veresiye veririm" dedi. Hazreti Ali (Radıyallahu Anh):

- "Kaça veriyorsun?" buyurdu. O şahıs:

- "Yüz akçeye veririm" dedi. Hazreti Ali (Radıyallahu Anh):

- "Kabul ettim" cevabını verince, o şahıs da:

- "Peki, bende kabul ettim" dedi.

Deveyi, Hazreti Ali (Radıyallahu Anh)'ya teslim etti. Hazreti Ali (Radıyallahu Anh) deveyi aldı, biraz uzaklaşınca bir başka adama rastladı. Adam, Hazreti Ali (Radıyallahu Anh)'ye:

- "Bu deveyi bana satar mısın?" dedi. Hazreti Ali (Radıyallahu Anh):

-"Evet, satarım" deyince, o kişi:

-"Üçyüz akceye bana verir misin?" dedi. Hazreti Ali (Radıyallahu Anh):

-"Olur, veririm" dedi.

Deveyi o kişiye sattı. Üç yüz akçeyi peşin alınca doğru çarşıya gitti, meyveler ve yiyecek bir şeyler aldı. 

Eve gelince çocuklar sevindiler. Babalarının getirdiği yiyecek ve meyveleri yemeğe koyuldular. Hazreti Fâtıma (Radıyallahu Anha), Hazreti Ali (Radıyallahu Anh)'ye bu yiyecekleri nereden aldığını sorunca, Hazreti Ali (Radıyallahu Anh) meseleyi anlattı. Yemeklerini yiyip Allah'a hamd ve sena ettikten sonra Hazreti Ali (Radıyallahu Anh), Hazreti Fâtıma (Radıyallahu Anha)'ya:

-"Ben Resulullah (Sallallahiü Aleyhi ve Sellem)'in sohbetine gidiyorum" diyerek evden çıktı.

Yolda Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ve Sahabe-i Kiramdan kimseler nardı. Meğer Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Hazreti Ali (Radıyallahu Anh) ve Hazreti Fâtıma (Radıyallahu Anha)'yı görmeğe geliyorlarmış. Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):

-"Ya Ali! Deveyi kimden alıp, kime sattın?" buyurunca, Hazreti Ali (Radıyallahu Anh):

- "Allah ve Resûlü daha iyi bilir" diye cevap verdi. Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) de:

- "Ya Ali! Sana deveyi satan Cebrail (Aleyhisselâm), satın alan da İsrafil (Aleyhisselâm) idi. Deve de cennet develerindendi. O Müslüman'ı kıntıdan kurtardığın için Cenabı Hak dünyada bire elli sevap verdi. Ahirette vereceğinin hesabını ise kendisinden başkası bilmez" buyurdu.


                                       ومنالله التوفيق

Selman YAMAK

selmanyama5@gmail.com