Yusuf Güldür
3 months ago - 2 Dakika, 41 Saniye
tr
az
en
kk
ky
uz
ru
tk

Hz. Osman'ın Kılıcındaki Kayı Damgası ve Süreyciler

Konu başlığımız size biraz garip gelmiş olabilir. Hz.Osman ve Kayı Boyu… İslâm’ın 3. Halifesi ile İslamiyetin asırlar boyunca sancaktarlığını yapmış bu kutlu boy arasındaki bağlantıyı garipsemiş olabilirsiniz. O halde gelin bu meseleyi vüzuha kavuşturup, Türk-İslâm Tarihi’nde ilginç bir yolculuk yapalım.

Mekke’ye Gelen Kayı Boyu: Süreyciler

Hz. Osman

Hz. Osman'ın Kılıcı
Hindistan Bölgesi’nde yaşayan Akhunlar’ın yıkılış sürecinde, yani takriben İslamiyetin de doğduğu 6. yüzyılda yaptıkları bir göçle Mekke Bölgesi’ne gelen Kayı Türkleri, buraya yerleşmişler ve burada ata mesleği olan demircilik zanaatinde ön plana çıkıp, Süreyciler Aşireti ismiyle Arap toplumları içinde entegre olmuşlardır.

Kayı Soyundan olan Süreyci Kabilesi, kısa zamanda cesaret, çalışkanlık ve dürüstlükleriyle Mekke’nin önde gelen kabilelerinden birisi olmuşlar ve hatta Kâbe’nin anahtarını elde tutma hakkını edinmişlerdir.

Her ne kadar putperest olmasalar da o dönemde içi putlarla dolu olan Kâbe’nin bakımı ve muhafazasıyla ilgilenmişler, onu Hz. Nuh’tan kalan bir mabed olarak gördükleri için Kâbe’ye kutsiyet atfetmişlerdir ki Türk Soyunun Hz. Nuh’un oğullarından Yafes’in soyundan geldiğine inanılmaktadır.

İlk Müslüman Türkler

İslâmiyetin doğduğu dönemde Süreycilerin reisi konumunda olan Osman bin Talha, Göktanrı Dinine inanmakla birlikte başlangıçta İslâmiyet’i kabul konusunda çekingen davranmış, hatta bir dönem onun yayılmasına karşı çıkmış ancak Mekke’nin Fethi sırasında gerçekleşen bir olaydan sonra Hak dinine gönül rızasıyla girmiştir.

Öyle ki, Mekke’nin fethedildiği gün, Âlemlerin Efendisi (s.a.v) Hz. Muhammed, Kâbe’nin anahtarlarını Osman bin Talha’dan alması için Hz. Ali’yi görevlendirmiş ancak Süreycilerin reisi direnince Hz. Ali o anahtarı zorla almıştır.

Sonrasında Hz. Muhammed, anahtarı tekrar geri gönderince Osman bin Talha çok şaşırmış ve “Az evvel zorla aldığınız anahtarı şimdi neden bana teslim ediyorsunuz?” diye sormuştur. İşin aslını Hz. Muhammed’den öğrenen Süreycilerin Reisi, Hz. Muhammed’in o sözleri karşısında gözyaşları içinde iman etmiştir.

“Senden anahtarı alınca Hak katından bir ayet indi. O ayette ‘Emaneti ehline teslim ediniz.’ dendi. Allah-ü Tealâ Kâbe’nin muhafazasını siz Süreycilere verdi.”

İşte bu olaydan sonra Müslüman olan Süreyciler, İslâmiyet’in en büyük müdafilerinden birisi olmuştur ki, bazı tarihçilerimiz bu olaydaki emaneti ehline verme meselesini; “İslâm Dinini yüceltme ve yayma görevi Yaratıcı tarafından Türk Milleti’ne verildi.” Şeklinde yorumlanmıştır.

Hz. Osman


Süreyciler (Kayılar), sonrasında da hem İslâm için nice cenkler yapmış hem de İslâm uğrunda yapılacak savaşlar için emsalsiz kılıçlar üretmişlerdir. İşte İslâm Halifesi Hz. Osman’ın hâlâ Topkapı Sarayı’nda korunan ve üzerinde Kayı Damgası bulunan kılıcı da Mekke’deki Türklerin eseridir.

Bu kılıç, Hz. Osman’ın şehadetinden sonra Osman bin Talha tarafından koruma altına alınmış ve nesilden nesile aktarılıp, Şeyh Edebali’ye ve dahi sonrasında Osman Gazi’ye kadar ulaşmıştır. Osman Gazi değil midir ki, asırlar boyunca dünyaya İslâmiyet’in hoşgörüsü ve Türkün töresiyle nizam verecek dev Osmanlı çınarının tohumunu atmıştır. Varın şimdi siz düşünün; Emanet ehline verilmiş midir?