Yusuf Güldür
1 month ago - 2 Dakika, 22 Saniye
tr
az
en
kk
ky
uz
ru
tk

İslam Öncesi Türk Toplumlarında Kıyamet İnancı

Kıyamet inancı tüm semavi dinlerde yaşamı ve davranışları etkileyen önemli bir unsurdur. Dünya denilen misafirhânenin birgün tamamen herc-ü merç olacağı, tüm hayat sahiplerinin ölümü tadacağı ve sonrasında da herkesin haşir gerçeğiyle yüzleşip, dünyada yapıp ettiklerinin hesaplarını vereceği anlayışı… 

İslam Öncesi Türk Toplumlarında Kıyamet İnancı


Kıyamet inancı Tüm semavi dinlerde bir şekilde kendine yer bumuştur. Yaratıcı bu günü tüm Peygamberler vasıtasıyla haber vermiş ve Kıyamet, tüm kutsal kitaplara girmiştir. Peki, İslâm öncesi dönemde Türkler böyle bir inanca nasıl sahip olmuş olabilirler? Dahası, eski Türk inancında kıyametin oluşma şartları nelerdir? İsterseniz kısaca ele alalım.

Altay Şamanları'nda Kıyamet İnancı

Daha evvel çocuklarına taktıkları garip isimlerle tanıttığımız Altay Türkleri’nde İslâm öncesinde de kıyamet anlayışı var olmuştur. Burada şaman ya da kam denilen din adamları, Kalgançı Çak (kıyamet) denilen bir günden bahsetmişler ve o günü Uluğ Gün olarak anmışlardır. Öyle ki bu kullanım, Müslüman Türk toplumlarında bile Ulu Gün olarak anılmaya devam etmiştir.

Altayların bu inanışına göre, insanoğlu zaman içerisinde bir hayli yoldan çıkıp azgınlaşacak, günah işlemekten çekinmeyecek, kötülükler iyiliklerden fazla olacak, kötüler engellenmeyecek ve iyiliğin kaynağı TanrıÜlgen insanlardan yüz çevirecektir.

İslam Öncesi Türk Toplumlarında Kıyamet İnancı


Bundan sonra kötülüğün ruhu olan Erlik Han acuna yaklaşacak, onun hizmetinde olan Karaş, insanlar arasındaki bozgunculuğu iyice arttıracak ve onları karanlık tarafa (kötülüğe) çekecektir. Sonrasında bu kötü gidişata Tanrı Ülgen müdahale edecek, iyilerden de kötülerden de çok fazla ölen olacak ve sonunda savaşı Tanrı Ülgen kazanacaktır. Tabi ki bu savaşın sonunda da bâki kalan sadece Tanrı Ülgen olacak, onun dışındaki herşey can verecektir.

Eski Türklerde Kıyamet İnancı

Altay inancında kıyamet bu şekilde, dünyanın yaşanmaz bir hâl aldıktan sonra iyilerin ve kötülerin savaşı olarak anlatılırken, sonrasında da haşir tasvirleri yer alıyor. Öyle ki Altaylar’a göre Kalgançı Çak’tan (kıyamet) sonra Tanrı Ülgen; “Ey ölüler, kalkın!” diye emredecek ve sonrasında da tüm ölüler dirilecektir.

Görüldüğü üzere burada bizim kıyamet, haşir ve mahşer gibi inanç unsurlarımızın hemen hemen hepsinin var olduğu göze çarpmaktadır. Dahası bu inanç sadece Altay Türkleri’nde değil, Televüt ve Telengit Türkleri’nde de dillendirilmiştir.

Şimdi bir durup düşünmek gerek. Yüce Yaratıcı tarafından Fâtır Sûresi 24.ayette dile getirilen; “Şüphesiz biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Hiçbir ümmet (kavim) yoktur ki aralarında bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.” sözü tarih içinde Türklere de Peygamber geldiğinin bir kanıtı olabilir mi? Eğer ki bunu reddedecek olursak, Altay Türkleri’ndeki bu kıyamet anlayışı nereden ve nasıl ortaya çıkmıştır?