Oğuzhan Er
9 months ago - 4 Dakika, 1 Saniye
tr
az
en
kk
ky
uz
ru
tk

İsmail Gaspıralı’nın Fikirlerini Yaymak İçin Neşrettiği Gazete: TERCÜMAN

İsmail Gaspıralı Kimdir?

21 Mart 1851 Kırım’ın Bahçesaray yakınlarındaki Avcıköy’de dünyaya gelen Gaspıralı, Moskova’daki tahsil yıllarında Rus fikir hayatı ve aydınlarını yakından tanıma fırsatı yakaladı. Rus aydınlara saygı duymakla birlikte, panslavist düşünce onda aksi bir tesir yarattı ve Rusya İmparatorluğunda yaşayan Türkleri uyandırma düşüncesi oluşmaya başladı. 

İsmail Gaspıralı’nın Fikirlerini Yaymak İçin Neşrettiği Gazete: TERCÜMAN


Gaspıralı İsmail'in, “Rusya Müslümanları” adını taşıyan yazısı, hem Türk aydınları hem de Rus idarecileri arasında büyük yankı uyandırmıştır. Gaspıralı İsmail'in yazılarını heyecanla takip eden Türk aydınlarından biri de Kazanlı Akçuralar ailesinden İsfendiyar Bey’in kızı Zühre Hanım'dır. Kısa süre içerisinde tanışarak evlenme kararı alırlar.Bu olay, İsmail Gaspıralı’nın hayatındaki değişim noktalarından biri olmuştur. Zühre Hanım, onun yalnız hayat arkadaşı değil, aynı zamanda fikir ve mücadele arkadaşı olmuştur.

İsmail Gaspıralı'nın Çalışmaları

Gazete çıkarmak için yaptığı çalışmalar, sürekli Çar tarafından sebepsiz yere reddedilmiştir. Sadece Ruslar onun birkaç mahalli mecmua çıkarmasına izin vermiştir. Her ne kadar“Tonguç” ve" Mirat-ı Cedid"gibi küçük mecmualar kaleme almışsa da bu, onu tatmin etmemiştir. 

Bu nedenle gazete çıkarmak adına müracaatında ısrarcı olan İsmail Gaspıralı, müracaatını yenilemiş ve hatta Petersburg’a giderek orada Rus yetkililerle birçok görüşme yapmıştır. En sonunda Gaspıralı emeline kavuşmuş, Rus hükümeti şartlı bir şekilde Bahçesaray’da bir gazete çıkarmasına müsaade etmiştir.

İsmail Gaspıralı aynı zamanda Türkçe gazetenin Rusça tercümesini de çıkarmak zorundaydı. Bu şekilde Rus hükümeti, onun gazetesi vasıtasıyla ne yapmak istediğini ve Türkler arasında yaymaya çalıştığı fikirleri takip etme imkânı bulacaktı.

Hazırlıklarını tamamlayan İsmail Gaspıralı 10 Nisan 1883’de kendi fikirlerini Türk-İslam dünyasına yayacak olan “Tercümangazetesini neşretmeye başladı. Azimle çalışan ve bütün zorlukların üstesinden bir şekilde gelen Gaspıralı, Tercüman Gazetesi‘ni Rusya’da yaşayan Türk topluluklarının adeta kulağı ve kalbi haline getirmeyi başardı.

Daha önce kaleme aldığı Rusya Müslümanları makalesiyle iletmek istediği mesajları daha etraflı bir biçimde Tercüman’ da işlemeye başladı. Gaspıralı, kurtuluşun eğitimde başlı başına bir reform yapılarak mümkün olacağını dile getiriyordu.Bu da mütaasıp çevreler tarafından pek hoş karşılanmıyordu. Kendisi bu nedenle ölüm tehditleri dahi almıştı. Böyle bir Müslüman topluluğun içerisinde, tamamen düşmanca bir Rus idaresi altında olan İsmail Gaspıralı, adeta“Türk Rönesansı“ denilebilecek bir yenilik hareketi için mücadelesini sağlam bir şekilde, yılmadan, korkmadan devam ettirmeye çalışmıştır. 

İsmail Gaspıralı’nın Fikirlerini Yaymak İçin Neşrettiği Gazete: TERCÜMAN


Gazetenin adını Şinasi’nin Tercüman-ı Ahvâl’inden esinlenerek Tercümân-ı Ahvâl-i Zaman olarak belirledi. “Dilde, Fikirde, İşde Birlik” anlayışıyla çalışmalarına devam eden İsmail Gaspıralı, Arap harfleriyle yayın yapan bir matbaa kurdu. Bahçesaray’ın Kaytaz Ağa ilçesinde bir okul açtı. Bütün Türklerin aynı dili konuşması fikrini savunarak yazılarında çoğu insa tarafından anlaşılabilecek bir dil kullandı. Ortak lisanın kullanılması fikrini Tonguç’un mukaddimesinde şu şekilde belirtiyor:

“Milletimizin eseri olan lisanımız, edebî olarak işlenmemiş ise de, eğitime ve kaidelere uyabilecek bir dildir. Gayet nâzik Tatar türkülerinden, Nogay cönklerinden, Kırgız ve Türkmen cırlarından anlaşılır ki, eğer dilimiz usta bulup, kelime alınıp işlenirse, şimdikine göre çok daha fazla parlak ve kullanışlı olur.”

Yirmi beş yıl boyunca yaptıkları ve yapacaklarını ise mukaddimenin devamında şu şekilde ifade ediyor:

“Yirmibeş seneden beri dediğim, yazdığım, çalıştığım budur. Çare açmak, yol açmak, başka bir şey değildir. Çünkü, kavi, necip, ömürlü, sabırlı ve cesaretli olan Türk milletinin, perakende düşüp, Sedd-i Çin’den Akdeniz’e kadar yayıldığı hâlde, nüfuzsuz, sessiz kaldığı lisansızlığından, yani lisân-ı umumî (ortak dil)ye sahip olmadığından ileri gelmiştir. Bu inanışla ömrettim (ya- şadım), bu inanışla mezara gireceğim.”

Türklerin birlik olabilmesi için cemaat olma fikrinden kurtulup millet olma fikrine sahip olması gerektiği ve ayrı ayrı lehçelerin kullanılmasının dilde birliğe engel olacağını ortak bir edebi dil oluşturulması gerektiğini düşünüyordu. Türkçeye girmiş olan yabancı kelimeleri mümkün olduğunca çıkarmak, okuma yazma bilenler tarafından dahi anlaşılamayan Arapça, Farsça kelime ve ibarelerin kaldırılması, bütün lehçeleri Osmanlı Türkçesine uydurarak kullanmak düşüncesindedir.

Gaspıralı’nın çabaları sonucu Kazan, Türkistan, Kafkasya ve Kırım’da birçok Türk aydını edebi eserlerini Tercüman gazetesinin diline yakın bir dille kaleme aldı. Rusya Türklerinde olduğu gibi Azerbaycan’da da milliyetçilik fikri yaygınlaştı ve ortak dil anlayışı geniş bir alana yayıldı.