Oğuzhan Er
8 months ago - 2 Dakika, 39 Saniye
tr
az
en
kk
ky
uz
ru
tk

Kırgız Türkleri'nin Çocuk ve Aile Gelenekleri

Gelenekler, bir kuşaktan başka bir kuşağa geçebilen bilgi, tasarım, batıl inanç, yaşam biçimi gibi maddi olmayan kültürdür.
Kırgız Türkleri


Türkiye Türkçesinde gelenek-görenek kavramı, Kırgız Türkleri tarafından “kaada-salt” olarak adlandırılır.Türkçede örf-adet olarak kabul gören daha çok gündelik hayatla ilgili ve aile bireyleri arasındaki davranışları içerir. Kırgızcada bu “ürp-adat” olarak karşılık bulur. Örfler, toplumun geçmişten beri süregelen değer yargılarıdır. 

Adetler de bu değer yargılarıyla geliştirilmiş tutum ve davranışları oluşturur. Sözlü ve yazılı olabilen gelenekler, bu örf ve adetlerin yanında halkın inanışlarını da kapsamaktadır. Görenekler ise “eskilerden görülerek yapılan, deneme yanılma sonucu hâsıl olan alışkanlıklar” olarak tanımlanabilir. İnsanların toplum ilişkilerini kolaylaştırmak adına belirgin rol oynar.

Kırgızlarda Doğum 

Birçok Türk toplumunda olduğu gibi Kırgızlarda evlilik, çocuk sahibi olmak ve neslin devamının sağlanması olarak görülür. Çocuğu olmayan aileler büyük sıkıntılar yaşarlar ve kendilerini toplumdan dışlarlar. Çok sağlam bir aile yapısı olmasına rağmen Kırgızlar'da  çocuk sahibi olamamak boşanmaların en önemli sebebidir.

Kırgız ailelerinde genellikle 3 çocuk görülür. 5 ve 6 çocuk sahibi olmak ise normal karşılanır. Çocuğun doğumu ile birlikte kutlama ve merasimler düzenlenir. Ad verme, çocuğun doğması adına verilen yemek ziyafeti, çocuğu beşiğe koyma merasimi, kırk gün sonra kırk kaşık suda yıkanmasıbu merasimlere verilecek örneklerden yalnızca bir kaçıdır.

Kırgızlar'da hamile kadına deve eti kesinlikle yedirilmez.Nedeni ise hamileliğin deve gibi 12 aya kadar uzayacağı inancıdır. Keçi eti yedirilirse de bebeğin kemik hastalığı olacağına inanılır.

Kırgız Türkleri


Kırgızlar'da bir diğer önemli kavram Umay Ene’dir. Bebeğin ve lohusanın koruyucu meleği olarak adlandırılır. Bebeğin poposunda buluna mavi lekelere de “Umay Ana işareti” denir. Onun iyileştirici ve koruyucu gücüne inanılır. Kırgızlar'da bebek yalnız bırakılırken Umay Ana’ ya emanet edilir. Bebeğin yüzü yıkanmadığı zaman ise zaten Umay Ana’nın yıkadığına inanılır.

Kırgız kültüründe kötü ruhlu olduğuna inanılan Albarstı (Albastı) figürü de önemli bir yere sahiptir. Albarstı Kırgız mitolojisinde; ince, uzun boylu, benzi sarı, karışık uzun saçları olan kadın kılığındadır.

Kırgız Türkleri


Albarstı, çocukların doğmasına ve insanları çoğalmasına karşıdır. “Kuuçu” olarak adlandırılan yetenekli insanların, önceleri Albarstıları görebiliyor ve onları kovaladığına inanılıyordu. Eğer bu kişi Albarstıyı yakalayıp saçından bir tutam alırsa, bir daha o sülaleye yaklaşmayacağına inanılır.

Kırgızlarda ad koyma merasimi

Bir başka gelenek ise, anne- baba tarafından bebeğe verilen ilk hediye olan ad koyma merasimidir. İsimler çocuğun sonraki hayatında yönlendirici olacağına inanıldığı için ona belirli anlamlar yüklenir, ümit bağlanır.

Ad, dede, nene, saygın bir akraba veya imamlar tarafından Kur’an’a bakılarak verilebilir. Ad koyma şerefinin birisine verilmesi bir hürmet işaretidir. Ezan okunarak çocuğun adı kulağına üç kere söylenir. Ezanla söylenmeyen adların, ilerde çocuğu mutsuz edeceğine inanılır.