AYNUR TALIBLI
5 months ago - 17 Dakika, 36 Saniye
tr
az
en
kk
ky
uz
ru
tk

Milli Mentalite, Türk Töresi veya Milli Değerler! Asıl Olan Nedir?

YAZAR: AYNUR TALIBLI. TARİH VE MEDENİYET ARAŞTIRMACISI. İSTANBUL 2019.

Milli Mentalite, Türk Töresi veya Milli Değerler! Asıl Olan Nedir?


Sizin de, özellikle Azerbaycan Türk`lerinin toplumundaki insanların da, zaman zaman benim de kullandığımız "milli mentalite” (Türkiye lehçesinde çevirisi “milli zihniyet" veya ulusal görüş) sözü tam anlamıyla anlaşılmasa da, yıllardır dillere destan olmuştur. Nedenini bilmesek de bazı anlarda kurtarıcı bir ifade olarak "milli mentalitetimize sığmaz", "ulusal görüşümüze” (milli zihniyetimize) uymaz" deriz. Yani "milli mentalite" olarak adlandırılan bu kavramı herkes işine geldiği gibi kendini savunmak veya haklı çıkarmak için kullanıyor. 

Diğer taraftan hiç de bizim dilimize uymayan ve dilimizden olmayan bu kelimenin inatla bazıları tarafından kullanılması bana göre kabul edilecek bir durum değildir. Bu nedenle makalemizde "milli mentalitenin” ne olduğundan, "Türk töresinin veya milli değerlerinin milli görüşle ilişkisinden" söz edeceğim. Tüm bu kavramların anlamını, farklılıklarını mukayese ederken zaman zaman tarihi anıtlardan örneklere de başvuracak ve bu kavramları tarihi sırasıyla anlatmaya çalışacağım.

Türk Töresi 

Öncelikle Türk töresini ele alalım…. Çünkü "Türk töresi", "milli mentalite" denilen hiç de biz Türklerin diline ait olmayan bu kavramdan çok daha eski ve köklüdür. Eski dünya tarihinin sayfalarında önemli bir yere sahip olan, Türk ulusunun kültürünün temelini oluşturan en önemli kavramlardan biri de "Türk töresi" olarak bilinir. 

Fakat son zamanlarda bazı Türk devletlerinin çağdaş dilinde bu kavram "Türk Töresi" şeklinde kullanılmadan alınma sözlerle adlandırılır. Bu yüzden anlamı tam olarak anlaşılmaz veya "töre" derken kan davası, şiddet akla gelir. Tüm bunlar da konunun doğru anlaşılmadığına işaret ediyor. Hal böyle olunca konuyu araştırmanın gerekli olduğuna ihtiyaç duydum. Böylece…

Türk milletinin tarihinde ve kültüründe Türk töresinin önemli yeri olduğunu belirtmiştik. Törenin önemli olmasının bir nedeni de Türk adının anlamından kaynaklanıyor. Bugüne kadar yapılan etimolojik araştırmaların sonucunda Türk adının birçok anlam ifade ettiği görülse de, esas olarak Türk adının "üremek, töreli, güçlü kuvvetli" anlamları ifade ettiği daha çok kabul edilmiştir (1). Bu nedenle Türk adının anlamı içerisinde yer alan töre kavramının kültürümüzün en eski ve en önemli unsurlarından biri olarak değerlendirilmesi kaçınılmazdır.

Töre kavramı eski Türk abidelerinde, yazılarında, kitabelerinde "gelenek, düzen, kanun" anlamında defalarca kaydediliyor. Örnek olarak "Bilge Kağan" yazıtının doğu tarafının ikinci satırında "Üstte mavi gök, altta yağız yer yaratıldıktan sonra insanoğlunun yaratıldığı ve onların başına da Bumin ve İstemi Kağanların getirildiği, onların da Türk milletinin ülkesini ve töresini yönettiği idare ve tanzim ettiği" yazılır (2). 

Buradan yola çıkarak hakanın en temel işleri arasında töreyi veya kanunları düzenleyip, ülkeye yaymak-duyurmak görevinin olduğunu söyleyebiliriz. Bu görevin yerine getirilmesi için ise büyük bir kurultay kuruluyordu. Prof. Mehmet Bahattin Ögel (tarihçi, türkolog) törenin devletin kurucusunun adını taşıdığını belirtiyor: "Oğuz Kağan Töresi", "Bumin Kağan Töresi", "Cengiz Han Yasası" gibi örnekler göstermekle törenin topluluk düzeni, askeri bir disiplin kurmak amacıyla oluşturulan yasalar olduğunu belirtiyor (3).

Selçuklularla ilk Osmanlılar dönemlerinden kalma teamüllere (uygulamalara) Oğuz Töresi derlerdi. Lütfî Paşa, Tarihi Osman Gazi’nin Oğuz beyleri tarafından hanlığa intihabını (seçilmesini) şu suretle (şekilde) anlatıyor: “Siz kayı neslindensiniz! Bu, Oğuz Han’dan sonra Oğuz beylerinin ağaları ve hanları idi. Gün Han vasiyeti, Oğuz töresi mucibince (gereğince) Oğuz neslinden kimse olmayınca hanlık ve padişahlık Kayı soyu var iken özge (başka) boy soyuna düşmez” (4).

Her ne kadar kulaklarımız “töre” kelimesini, “Oğuz” ismiyle beraber işitmeye alışmışsa da, töre yalnız Oğuzların teamüllerinden ibaret değildir. Orhun Kitabesi’nde bu kelimeyi görüyoruz: “İkin ara idi yoksuz Kök Türk anca olurur ermiş, Bilge Kağan ermiş, alp kağan ermiş. Buyrukı yime bilge ermiş erinç, alp ermiş erinç. Begleri yime budunı yime tüz ermiş. Anı üçün ilig tutmış erinç. İlig tutup törüg itmiş” (5). 

Bu ifadelerin bugünkü Türkiye Türkçe”sindeki çevrisi şu şeklide: “İkisi arasında Gök Türkler efendisiz (özgür yani hür ve müstakil olarak) oturuyorlardı. Bilici hakanlar idiler, kahraman hakanlar idiler. Bütün buyrukları bilici idiler, alp idiler. Bütün beyleri, bütün halkları doğru idiler. Bunun içindir ki bu kadar büyük bir devleti idare ediyorlardı ve devleti idare ederken kanunlar yapıyorlardı" (6). 

Tomsen buradaki" törüg" kelimesini "kanun" gibi tercüme etti. Oysa başka bir yerde müesseseler (kurumlar) (Les institutions) manasına almış: “Türk Oguz begleri budunı eşidin. Üze Tengri basmasar, asra yir telinmeser, Türk budun iling, törüng kim artadı?” (7). 

Şimdiki Türkçeye çevirisi: “Türk Oğuz beyleri ve halkları işitiniz! Yukarıdan gök basmadıysa aşağıdan yer delinmediyse sizin devletinizi ve kurumlarınızı kim yıktı? (8). Bu bölüm, Muharrem Ergin’in çalışmasında şu şekildedir: “Türk Oguz begleri budun eşiding. Üze tengri basmasar, asra yir telinmeser, Türk budun, ilingin törüngin kim artatı [udaçı erti]?” “Türk, Oğuz beyleri, milleti, işitin: Üstte gök basmasa, altta yer delinmese, Türk milleti, ilini töreni kim bozabilecekti?” (Muharrem Ergin, Orhun Abideleri, İstanbul, s. 16-17.) (8).

Türk kültürünün en önemli eserlerinden biri olan Kutadgu Bilig’de ise "töre" kavramı 153 kez yinelenmiştir (9). Her ne kadar "töre" yasa-kanun sözü ile aynı görülse de, kanun "töre" terimini tek başına karşılaya bilecek bir söz değildir. Çünkü Kutadgu Bilig’de "Kılıksız törü öngdi bilmez erkek, kişike katılsa itilmez işi" (10) beytinden "Tabiatı bozuk, töre ve kanun bilmeyen kişi, insanlar arasına katılsa da işi düzene düşmez, yolunda gitmez." anlamı çıkarılmaktadır. 

"Töre" kelimesinin içinde kanun anlamı olsa da, kanundan daha da farklı olarak tüm kainata hakim yüksek kanun şeklinde mana ifade edilmektedir (11). Törenin bu vasfı da evrenselliğe (cihani olmak) sahip olduğunu göstermektedir.

Eski Türklerde törenin kanun anlamını ifade etmek için kullanıldığını belirttik. Bu kelimenin kullanımı hakkında çeşitli görüşler var. Bunlardan biri Kaşgarlı Mahmud'a aittir. Kaşgarlı Mahmud "Divan-ı Lugat’it Türk" adlı eserinde töre kelimesini “törü” şeklinde geçtiğini ifade etmiştir. "Törü" kelimesi, düzen, nizam, görenek örf ve adet anlamına geliyor (12). 

Kaşgarlı, “Divan-i Lugat it Türk” eserinde “Vilayet terk edilir, adet (törü-töre )terk edilmez” diye yazmakla Türk kültüründe “töre” nin ne kadar önemli olduğuna işaret etmiştir. Çünkü göçebe yaşamda vatan olabilecek diğer topraklara taşınmak mümkündür. Ancak “ töre”nin terk edilmesi, sosyal-kültürel durumun ve devlet- toplum ilişkisinin bozulmasına neden olacaktır. 

Başka bir deyişle, töresini yitiren bir toplum kendi devamlılığını- sürdürülebilirliğini koruyan amilleri de kaybedecektir. Bu sebepten de Türkler “El (il) gider töre kalır” deyimini benimsemiş ve gittikleri yerlerde yeni devletler kurmayı başarmışlardır. "Töre" nin anlamı konusunda Ziya Gökalp de görüşlerini dile getirmiştir. 

Gökalp’e göre, töre içinde yazılmış yasalar dışında, yazılı olmayan kanunlar da var. Hatta hukuki Töreden başka, dini ve ahlaki töreler de vardır. O halde Türk Töresi, eski Türklere atalarından kalmıştır, demekte fakat bunun nereden, hangi kökten geldiği ve hangi ahlaki ilkelere dayandığı üzerinde durmamaktadır (14).

Töre sözünün kökü Türkçe’dir ve Türe den gelmektedir; örf, adet, yol, kural, gelenek, görenek, yasa ve kut tören-ayin anlamını karşılamaktadır (15). Töre kelimesi, Kazak ve Kırgız dilinde gelenek, görenek, karar, hüküm ve soylu tekin (şahzade) anlamlarında kullanılmaktadır. Törü” sözü Uygur çağında ise artık doğrudan doğruya “kanun” anlamında kullanılmaya başlanmıştır (16). 

Töre, Mete’den Timur’a kadar esas hatlarıyla korunmuş, tâbi kavimlerin kanunlarına kendi hukuk kurallarına ters düşmediği ölçüde yer verilmiştir (17). Hikmet Tanyu, töre kelimesinin “tör” veya “töz” kökünden geldiğini ve bu kelimenin “babalardan kalma örf, âdet, kanun” manalarında kullanıldığını ifade etmekte (18) ise de Kaşgarlı Mahmud’un Divan-ı Lûgat’it Türk adlı eserinde “tör” kelimesinden türemiş olan “töre” kelimesi evin önemli yeri ve sediri anlamında kullanılmıştır.(19). Buradan töre kelimesi ile törü kelimesinin birbirinden farklı anlamlar taşıdıkları görülmektedir.

Eski Türklerde devletin yönetilmesi töre hükümlerine göre gerçekleştirilmekteydi. Töre, eski Türklerde devlet adamlarının ve halkın günlük yaşamda uymaları gereken sosyal ve siyasal kurallar bütünüdür (20). Toplumsal hayatı düzenleyen törenin beslendiği kaynaklar vardır. Bu kaynaklardan birincisini halk oluşturur. O halde töre, halkın gelenekselleşmiş kurallarıdır (Durmuş 1998: 394). (21). 

Töreyi oluşturan diğer kaynak “Yosun” dur. Halkın örf ve âdetlerinden çıkan hukuka ʺYosun Hukukuʺ adı verilmiştir. Halkın örf, âdet, gelenek, göreneklerinden meydana gelen Yosun Hukuku toplum içinde kendiliğinden, yavaş yavaş oluşan kurallardır. Yani “yosun hukuk” da, Hakanın kabul ettiği nispette Türk Töresi’nden sayılır (22 ı).

Eski Türkler’de, özelllikle de Şahsi, aile ve miras hukuku kuralları bu şekilde oluşmuştur. (22 .ıı). Yine dinle alakalı konularda da yosun hukukunun uygulandığı görülmektedir.(23). Törenin bir diğer kaynağını Kağanlar tarafından koyulan kanunlar ve kurultayın aldığı kararlar teşkil eder (24). 

Daha önce belirttiğimiz gibi, eski Türklerdeki “Töre” devletin yapısı ve işleyişiyle ilgili kanunları ifade ediyorsa da, aynı zamanda aile yaşantısı açısından da kullanılmıştır. Bu anlamda “töre” görenek demektir (25).

Türk Töresi sözlü kaynakların en önemlilerindendir. Töre, eski Türk devlet hukukunun dayandığı sözlü geleneğin anayasasıdır (26). Örf, âdet, gelenek, görenek biçiminde değerlendirilmesi mümkün olan töre anlayışı zamanla vazgeçilmez bir hukuk kuralı şeklini alır. İnsanların birbirleriyle çeşitli ilişkiler kurması sonucunda ortaya çıkan davranış biçimleri zamanla “hukuki bir davranış hali”ni alır ve zamanla soyut bir kurala dönüşerek ya örf-âdet kuralı olarak yaşar, ya da yazılı bir hukuk kuralı haline gelir (27). 

Yani töre hem devletin idaresinde, hem de sosyal hayatın düzeninde önemli ve temel yasadır. Orhun Yazıtları’nda töresiz bir devlet düzeninin düşünülemeyeceğinden söz edilmektedir. Nitekim, Bilge Kağan “...Ben tahta çıktıktan sonra bunca önemli yasayı dünyanın dört bucağındaki halka verdim” sözleriyle bu gerçeği dile getirmiştir (28).

Aynı anlayışı Kutadgu Bilig'de de bulabilmek mümkündür. Bu ünlü eserin yaratıcısı Yusuf Has Hacib “ Devlet silahla kurulur, ancak kalem ve yasayla yönetilir” (29) demek suretiyle bu gerçeğin altını çizmiş bulunmaktadır.

Milli Mentalite, Türk Töresi veya Milli Değerler! Asıl Olan Nedir?


Eski Türklerde toplumda düzen ve halkın refahı için konulmuş bulunan hukuk kurallarının ve bu kuralların uygulanmasının mutlaka “adalet” ilkesine uygun olması istenmiş, Türk kağanları da ülkelerinde adaletin sağlanmasına büyük önem vermişlerdir (30). Bir Çin kaynağının naklettiğine göre, Tabgaç Türk hükümdarı T’ai-Wu “Ben devletimin içinde küçüklerin haydutluk etmesine ve halkımın ezilmesine göz yumamam” şeklindeki sözleriyle, adaletin uygulanmasında gösterdiği titizliği gözler önüne sermiştir (31).

Türklerde töreyi kazanmak demek devleti kurmak demekti. Bu nedenle törenin kaybedilmemesi gerekmekteydi. “İl bırakılır törü bırakılmaz sözü” de buradan gelmektedir. Türklere göre, “Türk törüsin ıçgınmış budun”, yani “Türk töresini kaybetmiş millet”, yok olmuş ve ortadan kalkmış bir milletti. Töre gidince ne millet, ne il ve ne de devlet kalabilirdi. Bununla beraber hiç bir kuvvet, Türk milletinin töresi ile ilini elinden alamazdı. Olsa olsa, yine Türk milletinin avareliği ve yanılması onun elinden alabilirdi (Ögel 2001:471). (32).

Türk devletini yıkacak güç, ancak Türklerin töreden ayrılması ve avareliğe düşmesi ile olmaktadır. Eski Türklerde Kağan’ın töreye bağlı kalması, devletin ve milletin bekası bakımından önemlidir ancak yeterli değildir. Çünkü gerçek bir devlet kurucu Kağan, aynı zamanda töreyi derleyen toplayan ve yeni töreler de yaparak devleti kuvvetlendirecek olan Kağandır (33). 

Kadim Türklerde töre hükümlerine uyarak hayatın sürdürülmesi amaçlanmaktaydı (34). Bu suretle ülke içerisinde birlik ve bunun doğal bir uzantısı ve sonucu olarak dirlik sağlanabiliyordu (Durmuş 2009: 83) (35).

Tüm belirttiklerimizden şu sonuca varıyoruz ki, Töre Türk milletinin milli değeridir. Çünkü törenin Türk milletinin, devletlerinin değer verdiği, önemli bildiği yasalar ve kültür kuralları, gelenek –görenekler oluşturuyor ve Töre adalete dayanmaktadır.

Milli Mentalite Nedir - Nasıl Ortaya Çıkmıştır? 

Buraya kadar Türk Töresi”nin veya milli değerlerin öneminden söz ettim. Araştırmanın ikinci bölümünde “ milli mentalite nedir ve nasıl ortaya çıkmıştır?” sorusuna cevap bulmaya “mentalite” kelimesinin biz Türklerdeki karşılığından ve ne amaçla bu sözün toplumumuzda kullanıldığından söz edeceğim.

Öncelikle, özellikle Azerbaycan Türkleri arasında dillerde ezbere dönüşmüş olan milli mentalite kelimesinin anlamını araştırmaya çalıştım. Çeşitli düşüncelerle karşılaştım. Kimi bu sözün “akıl, mantık”, kimi "akıllı, düşünceli", kimi ise "sürü davranışı veya düşüncesi" olarak değerlendiriyor. 

Bu sözün dünyada ilk defa kim tarafından kullanıldığına dair de net bir bilgi elde edemeyeceğim kanısına vardım. Bu konuda farklı düşünceler vardır. Bir görüşe göre bu sözün ilk kez 19. yüzyılda fransız sosyal psikolog Gabriel Tarde ve Qustav Lebon tarafından terim olarak kullanıldığı söyleniyor. Bazıları ise bu sözün ilim alemine Levi Brül tarafından getirildiğini söylüyor.

Bir başka kaynak da ise terim olarak ilk kez 1865 yılında Amerika”da alim R.Emerson tarafından kullanıldığından bahsediliyor ve bu sözü yeni kelime olarak dile fransız düşünür Marsilya Purst tarafından getirildiğini de belirtiyor. Bazıları mentaliteyi, gericilik olarak görmekle onu “ sürüden geride kalma” ifadesi ile aynılaştırmışlardır. Ayrıca, ”Barış ve Savaşta Sürü İnstikleri (içgüdümleri, dayatmaları)” kitabında Sigmund Freud ve Vilfred Trotter tarafından araştırıldığı belirtiliyor. 

Bazıları Amerika”da maymunlar üzerinde yapılan deneye dayanarak mentalitenin bilinçsiz yansılamadan ibaret olduğunu düşünürler (36). Nitekim “mentalite” yi kültürün bir kolu gibi düşünenlerle birlikte, kimlik, gelenek-görenek, düşünce tarzı ve milli-ulusal özellikleri birleştiren bir kavram olarak görenler de var. 

Buradan şu sonuca varıyoruz ki, “milli mentalite”–“ milli zihniyet” olarak adlandırılan bu kavram biz Türk”lerin “töre” anlayışına benziyor. Fakat çok önemli farklar var. Öncelikle biz Türk”lerin kültüründe çok eski zamanlardan beri oluşturduğumuz töremiz, yani milli değerlerimiz çok eski ve köklüdür. Avrupalılar bu kavram ve değerlere 19. yüzyılda sahip olmuşlardır.

Öte yandan, Avrupalılar mentaliteyi bir hastalık olarak değerlendiriyorlardı. Biz Türklerde ise “töre” daha değerlidir; toplumda disiplin-nizam, düzen kuran ve adalete dayalı bir kavramdır (37). Ancak bu günlerde özellikle Azerbaycan Türk toplumunda töre ya da milli değerler yerine, hiç de hoş olmayan “milli mentalite” kavramı yaygındır. Bu anlayış “ne ifade eder?” sorusuna ise toplumumuz tam olarak cevap veremiyor. 

Kısacası, insanlar bu kelimeyi işlerine geldiği gibi, kendilerini haklı çıkarmak için kullanıyorlar. Genellikle, birini kınamak , ayıplamak anlamda ya da herhangi bir konuda haksız, olsalar bile kendilerini haklı göstermek maksadı ile bu “bizim milli mentalitemize uymaz” şeklinde kullanırlar.

Değerli kandaşlarım, artık nerden geldiği belli olmayan bu sözü kullanmayalım! Eğer “milli değerler” demek ağır geliyorsa, “Töremiz” diyelim. Ancak bu sözü kendimizi haklı çıkarmak için değil, atalarımızın yaptığı gibi adaleti korumak ve toplumda düzeni sağlamak maksadıyla adil olmak için kullanmamız gerektiğini unutmayalım. 

Bizlerde töre, devletimiz ve milletimizin var olmasında önemli unsurlarından biri olmuştur. Bu yerde, Tarihi Türk Kayı boyunun beyi Süleyman Şah'ın sözlerini hatırlatmak isterim "Töre bilmeyen adamdan sultan olmaz, bey de olmaz, adam da olmaz! Bizim de adam olmayanla işimiz olmaz.!"

Bu sözlerden de anladığımız gibi töre veya milli değerler bizim için çok önemlidir. Türk töresi milli anlayışımız, kökenli anlayışımız, MİLLİ GÖRÜŞÜMÜZ OLMALIDIR! Ne Mutlu Türküm Diyene!

P.S. Hər zaman öz məsləhətləri və dəyərli bilgiləri ilə dəstək olan Türk komutan İshak Çelik bəyə təşəkkürümü bildirirəm!

İstifadə edilən mənbələr:

1. Gömeç, Saadettin(2006). Türk Kültürünün Ana Hatları. Ankara:Akçağ yayınları.

2. Orkun, Hüseyin Namık (1994) Eski Türk Yazıtları. Ankara .TDK Yayınları.

3. Ögel, Bahaeddin (1982). Türklerde Devlet Anlayışı (13.Yüzyılın Sonlarına Kadar).Ankara: Başbakanlık Basım evi.

4. Ahmet Rasim, Osmanlı Tarihi, Cilt 1, s. 41..

5. Thomsen, Orhon Yazıtları Araştırmaları, Çeviren ve Yayıma Hazırlayan: Vedat Köken, Ankara 2002: Türk Dil Kurumu Yayınları, s. 128.

6.Ziya Gökalp’ın Orhun Abideleri’nden yaptığı bu alıntı, Muharrem Ergin’in çalışmasında şu şekilde yer almaktadır: “İkin ara idi oksuz Kök Türk iti ança olurur ermiş. Bilge Kagan ermiş, alp kagan ermiş. Buyrukı bilge ermiş erinç, alp ermiş erinç. Begleri yime budunı [yime tüz ermiş. Anı] üçün ilig ança tutmış erinç. İlig tutup törü[g itmiş.]”

“İkisi arasında pek teşkilatsız Gök Türkü düzene sokarak öylece oturuyormuş. Bilgili kağan imiş, cesur kağan imiş. Buyruku bilgili imiş tabii, cesur imiş tabii. Beyleri de milleti de doğru imiş. Onun için ili öylece tutmuş tabii. İli tutup töreyi düzenlemiş.” (Muharrem Ergin, Orhun Abideleri, İstanbul, s. 32-33.)

7. Thomes,Orhon Yazıtları Araştırmaları.Çeviren ve Yayına Haazırkayan:Vedat Köken.ANKARA 2002: Türk Dil Kurumu Yayınları, s. 142..

8.Bu bölüm, Muharrem Ergin’in çalışmasında şu şekildedir: “Türk Oguz begleri budun eşiding. Üze tengri basmasar, asra yir telinmeser, Türk budun, ilingin törüngin kim artatı [udaçı erti]?” “Türk, Oğuz beyleri, milleti, işitin: Üstte gök basmasa, altta yer delinmese, Türk milleti, ilini töreni kim bozabilecekti?” (Muharrem Ergin, Orhun Abideleri, İstanbul, s. 16-17.)

9.Çengel,Hülya Kasapoğlu(2007).Ermeni harifli Kıpçak Türkçesiyle Yazılmış Töre Bitiği ve Bu Eserdeki Töre,Yargı,Bitik Terimleri Üzerine.Gazi Türkiyat Dergisi,2007.1,77-95

10. KB= Arat, Reşit Rahmeti (1947-1959- 1979) Kutadgu Bilig I , Metin, Türk Dil Kurumu; II. Tercüme, Türk Tarih Kurumu, III İndeks, (Yayıma 455 Hazırlayanlar: Kemal Eraslan- Osman F. Sertkaya- Nuri Yüce), Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, Ankara. KB.4606

11. Başer,Sat(1995).Kutadgu Biligde Kut ve Töreden Sevgi Toplumuna.İstanbul:Seyran Kitab.76-78.9

12. KaşgarlıMahmud 1985:I,106; .KaşgarlıMahmud 1985:II,18,25; Kaşgarlı Mahmud 1985:III,120,121.

13. KAŞGARLI MAHMUD(1985) Divan-ı Lugat”it Türk Tercümesi.Cilt II:18,Cilt III:120,121.Çev .Besim ALTAY,Ankara:Türk Dil Kurumu Yayınları.

14. TANYU,H (1979)”Türk Töresi Üzerine Yeni Bir Araşdırma”.Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi,Cilt23,Sayı 1,97-120.

15. ÖRNEK,S.V.(2000) Türk Halk Bilimi.Ankara:Kültür Bakanlığı Yayınları.

16. ÖGEL,B (2001) Dünden Bugüne Türk Kültürünün Gelişme Çağları.4.Baskı, İstanbul: Türk Dünyası Araşdırmalari Vakfı Yayınları.

17. TOGAN,A.Z.V.(1981) Umuni Türk Tarihine Giriş.İstanbul:Enderun Yayınları.

18. TANYU,H (1979)”Türk Töresi Üzerine Yeni Bir Araşdırma”.Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi,Cilt23,Sayı 1,97-120.

19. KAŞGARLI MAHMUD(1985) Divan-ı Lugat”it Türk Tercümesi.Cilt III, Çev.Besim ALTAY,Ankara:Türk Dil Kurumu Yayınları.

20. UĞURLU,S.-YILMAZ,K (2011)”Türk Devlet Yönetme Geleneğinde Töreden Örfe Değişim”.Turkish Studies- İnternational Periodical For The Languages,Literature and History of Turkish or Turic,Volume 6/2,Spring 2011,TURKEY,947,970.

21. DURMUŞ İ.(1998)”Hun Devletinin Ortaya Çıkışı ve Oluşumunun Temel Unsurları”.Prof.Dr. Abdulhaluk M.Çay Armağanı,Cilt I,Ankara:Işık Ofset Matbaacılık Yayınları,399-407.

22. İNALCIK, Halil; Osmanlı’da Devlet, Hukuk, Adalet, İstanbul, 2000, s. 21.

AYDIN ,M.Akif; Türk Hukuk Tarihi,İstanbul,1999,s 15.

23. ARSLAN,Sadri Maksudi;Türk Tarihi ve Hukuk,İstanbul,1947,s.288

24. DURMUŞ İ.(1998)”Hun Devletinin Ortaya Çıkışı ve Oluşumunun Temel Unsurları”.

25. Pamir,A(2009)” Orta Asiya Türk Hukukunda “Töre” Kavramı”.Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi,C.58.S.2,Ankara,359-375.

26. UĞURLU,S.-YILMAZ,K (2011)”Türk Devlet Yönetme Geleneğinde Töreden Örfe Değişim”.Turkish Studies- İnternational Periodical For The Languages,Literature and History of Turkish or Turic,Volume 6/2,Spring 2011,TURKEY,947,970.

27. GÜRKAN,Ü .(1994) Hukuk Sosyolojisine Giriş.Ankara

28. THOMSEN; a.g.e., s. 158. Thomsen, Orhon Yazıtları Araştırmaları, Çeviren ve Yayıma Hazırlayan: Vedat Köken, Ankara 2002: Türk Dil Kurumu Yayınları.

29. KB=Arat, Reşit Rahmeti (1947-1959- 1979) Kutadgu Bilig I , Metin, Türk Dil Kurumu; II. Tercüme, Türk Tarih Kurumu, III İndeks, (Yayıma 455 Hazırlayanlar: Kemal Eraslan- Osman F. Sertkaya- Nuri Yüce), Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, Ankara. KButadgu Bilig; B. 2711.

30. Eski Türk devletlerinde adalet anlayışı ve bu kavrama isnat edilen değerle ilgili ayrıntılı bilgi için bkz. TUTAR, Adem; İslâm Öncesi Türk Devlet Geleneğinde Adalet Anlayışı, C. II, Ankara, 2002, s. 868 vd.

31. DONUK, Abdülkadir; Eski Türklerde Hükümdarın Vazifeleri ve Vasıfları, Türk Dünyaları Araştırma Dergisi, Nisan 1982, No: 17, s. 108.

32. ÖGEL,B (2001) Dünden Bugüne Türk Kültürünün Gelişme Çağları.4.Baskı, İstanbul: Türk Dünyası Araşdırmalari Vakfı Yayınları.

33. UĞURLU,S.-YILMAZ,K (2011)”Türk Devlet Yönetme Geleneğinde Töreden Örfe Değişim”.Turkish Studies- İnternational Periodical For The Languages,Literature and History of Turkish or Turic,Volume 6/2,Spring 2011,TURKEY,947,970.

34. DURMUŞ(2009) Bilge Kağan ,Köl Tigin ve Bilgi Tonyukuk.Ankara: Maya Akademi Yayınları.

35. ÖGEL,B (2001) Dünden Bugüne Türk Kültürünün Gelişme Çağları.4.Baskı, İstanbul: Türk Dünyası Araşdırmalari Vakfı Yayınları. (32.kaynakla aynıdır. Baknz)

36. “Azerbaycanda Milli Mentalitet anlayışı” (Konfrans meqalelerinden) ceferlikönül. “Menntalitet nedir?” n.Teymurova. isimli meqaleden

”Mentalidet nedir? Mentalitetin izahi ?tarixi ve onunla bağlı keçirilmiş tecrube “ isimli makaleden.

37. İNALCIK, Halil; Osmanlı’da Devlet, Hukuk, Adalet, İstanbul, 2000, s. 21.