Mehmet Volkan Balbay
6 months ago - 2 Dakika, 24 Saniye
tr
az
en
kk
ky
uz
ru
tk

Mümkün müdür Çanakkaleyi Anlamak?

Çanakkale Savaşı, vatan uğruna yapılabilecek fedakârlığın sınırının olmadığını tüm dünyaya ispat eden tek savaştır. İnsanlık tarihinde tüm eğitimli gençlerini cephede kaybeden başka bir millet yoktur. 1915 yılında Galatasaray, Konya ve İzmir liseleri tek bir mezun bile verememiştir. Bu anlayabilen için büyük bir mesajdır. Henüz lise eğitimini bile tamamlamamış Türk evlatları, Çanakkale’nin geçilemeyeceğini haykırmıştır dönemin işgalci devletlerine arsız yüzüne.

Mümkün müdür Çanakkaleyi Anlamak?


Çanakkale Zaferini anlamak
, üzerlerine yağmur gibi yağan mermilere korkusuzca göğsünü açabilen Mehmetçiklerin damarlarında dolaşan asaleti anlamakla mümkündür.

O günlerde adına Tıbbiye denilen İstanbul Üniversitesine bağlı Tıp Fakültesi’nde, eğitimlerine henüz başlamış olan iki bin beş yüz hekim adayımızın tamamı Çanakkale’de can vererek şehadete erdiği için, 1921 yılında İstanbul Darülfünunu hiç mezun verememiştir. O yıl üniversitenin duvarları bu acı ama onur verici olayı anmak için siyaha boyanmıştır.

Çanakkale’yi anlamak, yeni giydiği bembeyaz hekim önlüğüne kanıyla VATAN yazan tıbbiyelinin milliyetperverliğini anlamakla mümkündür.

Çanakkale, Birinci Dünya Savaşı’nın cephelerinden sadece biri olmasına rağmen, dünya savaşının tüm cephelerinde yaşanan dramın ve kahramanlığın tamamına bedel olan, Türk Tarihi’nin en büyük savaşlarındandır. Çanakkale semalarında çarpışarak yere düşen yüzlerce mermi çekirdeği ise işte bu kahramanlığın en önemli şahitlerindendir.

Mümkün müdür Çanakkaleyi Anlamak?


Çanakkale’yi anlamak, ateşlemek için birkaç askere ihtiyaç duyan topun 275 kiloluk mermisini sırtlanan ve topu tüm imkansızlıklar içinde ateşlemeyi başaran Seyit Onbaşı’nın mukaddes derdini anlamaktır.

1915 yılının Şubat ayında İngiltere ve Fransa muharip gemilerinden oluşan donanma İstanbul’u işgal etmek niyetiyle Çanakkale Boğazı’na bombardımana başladı. Otuz günü aşan bir süre devam eden saldırılarla istediklerini elde edemeyen İtilaf Devletleri, Mart ayının 18’inde bütün güçleriyle yeniden Çanakkale’ye yüklendiler ancak bu seferde Nusret Mayın Gemisi’nin döktüğü mayınlara takıldılar. 

Mümkün müdür Çanakkaleyi Anlamak?


Ordumuzun elinde kalan son 25 deniz mayını, askeri bir dehâyla hazırlanan plan dahilinde boğaza yerleştirilmişti. Bu operasyon öyle bir gizlilik içinde gerçekleşmişti ki, İtilaf Devletlerine ait donanmanın gözcü gemileri bile kullandıkları tüm yöntemlere rağmen Nusret Mayın Gemisi’ni fark edememişti. Düşman donanmasının çok güvendiği gemiler, mayınların ve Türk topçusunun hedefi olmuştu. Donanmanın mağrur kaptanları, birbiri ardına batan gemilerini yılgın gözlerle seyrediyor ve tedirgin bir ses tonuyla “Anlayamıyorum!” diyordu. “Nasıl oluyor da tüm imkansızlıklara rağmen Türkler bu denli direnç ve başarı gösterebiliyor?”

O gün anlamadılar, hiçbir zaman da anlayamayacaklar. Çünkü Çanakkale’yi anlamak, 67 Mehmetçikten oluşan bir bölük askerle 3000 kişilik İngiliz Tugayını 48 saat durdurmayı başaran Ezineli Yahya Çavuşu anlamakla mümkündür.

Ne mutlu, Çanakkale’yi anlayanlara.