Yusuf Güldür
6 months ago - 2 Dakika, 35 Saniye
tr
az
en
kk
ky
uz
ru
tk

Osmanlı Ordusunun Öncüleri: Akıncılar

Osmanlı Akıncıları denince her birimizin zihninde masalsı bir metafor belirir. Kılıçlı-pusatlı, deli-dolu, tekbirlerle dört nala at süren vatan ve din sevdalısı serdengeçtiler… Osmanlı’yı kıtalardan kıtalara atlatan, pek çoğunun isminin bile bilinmediği isimsiz kahramanlar…

Osmanlı Ordusunun Öncüleri: Akıncılar


Macar Kralını Sarayından Alan Türk Akıncıları 

Osmanlı Ordusu’ndaki sınır birlikleri anlamına gelen akıncılar, sürekli olarak düşman topraklara akın düzenlemişler, küffara daimi bir korku vermişlerdir. Aynı zamanda ordular sefere çıkarken en önden gidip güzergâh güvenliğini sağlamışlar ve sürekli serhat illerinde oldukları için de doğal olarak istihbaratçı görevi üstlenmişlerdir.

Gerek Selçuklu Türkleri’nin Anadolu’ya girmesinde (alperenler), gerekse Osmanlı’nın Rumeli’ye tutunmasında hep bu efsanevi savaşçılarımız etkili olmuştur. Ancak bu deli-dolu adamların, bu serdengeçtilerin pek bilinmeyen bir tarafı vardır ki, bu da düşman ülkenin sarayından hükümdar kaçırabilecek kadar becerikli ve maharetli olmalarıdır. Peki neden bahsediyoruz dersiniz? Tabi ki Yıldırım Bayezid Dönemi’nde efsaneleşen Doğan Beylerden, Kurt Beylerden…

Yıldırım Bayezid'in Akıncıları

Savaş meydanlarındaki o emsalsiz hızı ve enerjisiyle “Yıldırım” lakabını alan Sultan Bayezid, babasını şehit verdiği Kosova Muharebesi’nden sonra hünkâr postuna oturmuş ve Rumeli’deki fütuhat bezmini tüm hızıyla devam ettirmiştir. Bayezid Han’la birlikte Osmanlı Akıncıları namlarına nâm, şanlarına şan katmışlar ve Devlet-i Aliyye’yi Balkanlar’a doğru hızla genişletmişlerdir.

Osmanlı Ordusunun Öncüleri: Akıncılar


Ne var ki bu fütühat devri, beraberinde Haçlı ruhunu iyice hortlatmış ve Balkanlar’daki pek çok Hıristiyan krallık, Osmanlı’yı bitirmek ve Türkleri Rumeli’den atmak için ellerinden geleni yapmışlardır. Burada özellikle Macar Kralı Sigismund ve Eflak Voyvodası Mirce (Mirça) ön plana çıkmış ve Sultan Bayezid’le Mirce arasında şöyle bir durum ortaya çıkmıştır:

1391 yılında Bayezid’in Kastamonu seferini fırsat bilen Mirce, Osmanlı topraklarına saldırmış, ne var ki Osmanlı tahtındaki yıldırım, Kastamonu semalarından büyük bir süratle Rumeli’deki Arkus Ovası’na düşmüştür. Burada yapılan Osmanlı-Eflak savaşını Osmanlı kazanmış ve Voyvoya Mirce, akıncılar tarafından esir alınmıştır.

Yıldırım Bayezid’e hayatı için yalvarıp, çok yüklü bir fidye ödemeyi kabul eden Mirce serbest bırakılmış, ancak bu ödlek kısa süre sonra tüm sözlerini unutup, yine düşmanlığa başlamıştır.

İşte bu dönemdedir ki Osmanlı Akıncıları’ndan bir grup gizlice Eflak’a sızmış, kuş tüyü yatağından ve binlerce muhafızın arasından Voyvoda Mirce’yi kaçırmış ve Bursa’da Yıldırım Bayezid’in ayakları dibine atmıştır.

Burada eskisinden daha büyük bir zillete düşen Mirce, bir daha Haçlıları desteklemeyeceğine, Osmanlı’ya karşı savaşmayacağına ve ödediği vergiyi arttıracağına yeminler ederek bir kez daha bağışlanmıştır. Ne var ki aynı Mirce, 1396’da Niğbolu’da Haçlı Ordusu’na destek çıkmış ve başına gelecekleri anlayınca da er meydanından ilk kaçan o olmuştur.

Kısaca akıncıları anlatmaya bizim kalemimiz kelamımız yetmez. Onları, Balkan illerinden, herbiri kaybolmuş mezar taşlarından sormak gerek. Onları, Voyvoda Mirce’ye sormak gerek…