Aynur Türkecan
3 years ago - 3 Dakika, 29 Saniye
tr
az
en
kk
ky
uz
ru
tk

Türk Beklenendir!

Türk Beklenendir!


Son günlerde Prof. Dr. Tufan Gündüz hoca tarafından literatüre katılan bir söz vardır: "Türk beklenendir!"sözü. Zihinlerimizde “Kimler tarafından bekleniyor, niçin bekleniyor?” gibi sorular oluşturan ve düşününce derin manalar içerdiğinin anlaşılacağı bir söz. Biz kimdik ve neden bekleniyorduk , Türk’ü bekleyenler kimlerdi? Bu sorulara cevap bulmak ve sözün manasını anlayabilmek için tarihimize bakmak gerekir.

Beklenen Türk’ten kastedilen; Osmanlı’nın hakim olduğu coğrafyalarda oluşturduğu ve adına ‘vefalı Türk geldi yine’ diye marşlar yazılan Türk imajıdır. Osmanlıyı Osmanlı yapan feth ettiği yerlerde uyguladığı "ısındırma, meylettirme, cezb ettirme" yönetimdir. Arapça karşılığı "İstimalet" olan bu politika özellikle Balkanlarda uygulanmış ve etkisi de günümüzde ‘beklenen Türk’ ifadesiyle yankı bulmuştur. Bugün Balkanlarda Müslüman halkların bulunması Osmanlı’nın sayesindedir.

Osmanlı ‘nın Gaza Felsefesinin özünde "İlay-ı Kelimetullah" düşüncesi vardır. Ve bu felsefeyle hareket edip adaletsizliğin, zulmün olduğu diyarlara Allah’ın adını ve adaletini yaymak, alemi adaletle şenlendirmek için mücadele etmiştir. Halil İnalcık Hoca’nın da belirttiği gibi Osmanlı’nın Balkan coğrafyasındaki başarılı yerleşim politikası ‘adaletle’ sağlanmıştır. Fethedilen yerlerdeki Gayr-i Müslim halkın Osmanlı idaresini hemen kabul etmesi beklenemezdi. Bunun bilincinde olan Osmanlı, bu yerlerdeki halkın yaşantısına, dinine , diline dokunmadan, önce gönülleri fethetme yoluna gitmiş ve zamanla da buraları İslam’a açmıştır. Bu toprakların fethedilip İslam’a açılmasında ki en önemli unsur ; akıncılar ve derviş, şeyh, abdal gibi ilim mensupları olmuştur. Akıncı birlikleri güvenliği sağlayarak; derviş, şeyh ve abdal gibi ulemalar da kurdukları tekkeler ve medreselerde Türk-İslam medeniyetini, hoşgörüsünü , adaletini, uygulamalı olarak yaşatarak, din-dil- ırk farkı gözetmeksizin adil davranışlarda bulunarak bölgedeki Gayr-i Müslim teb’anın önce gönlünü fethetmişlerdir. Bu derviş ve şeyhler Anadolu’dan göç edip gelen Türkmen ailelerinin de bölgede yerleştirilmesinde önemli roller üstlenmişlerdir. Akabinde de devletin kanunlarla bölge halkına tanıdığı ; din-dil serbestliği, vergi muafiyeti, can-mal-namus güvenliği garantisi bu halkların Osmanlı idaresini kabul etmelerini kolaylaştırmıştır. Bu tanınan haklar yalnızca sözde kalmamış padişah fermanlarıyla da resmileştirilmiştir.

Sultan 1. Murat Osmanlı idaresinin, Türk- İslam medeniyetinin Balkanlarda yerleşmesini kalıcı kılmak için 1366-1371 yılları arasında, bizzat bölgede kalmış ve fetih hareketlerini yerinde kontrol etmiştir. Böylece O’nun döneminde sağlamlaşan Osmanlı idaresi, Gayr-i Müslim halkların yalnızca Osmanlı ta’biyetini kabul etmelerinde değil, İslam’a girmelerinde de etkili olmuş, Balkanlarda barış ve huzur ortamı tesis edilmiştir. Bu ortam, 1402’ de yapılan Ankara Savaş’ından sonra Osmanlı’nın fetret dönemine girmesi üzerine Anadolu’da kopmalar olmasına rağmen bozulmamıştır.

2013 yılında, Sultan 1. Murad’ın savaş meydanında şehit düştüğü Kosova’ya yapmış olduğum gezi, Osmanlı’nın bıraktığı mirası canlı olarak görmeme vesile oldu. Kosova’nın başkenti Priştina’da bulunan Osmanlı mirası Sırpların gölgesinde kalmış. Lakin bir zamanlar Osmanlı’nın serhad şehri olan Prizren'de Türk–İslam medeniyeti varlığını korumuş. Şehrin merkezinde bulunan Halveti Tekkesi, Osmanlı’nın fetih politikasının bir göstergesi olarak hâlâ varlığını devam ettirmekte. Şehir merkezinin meydanında, fetihten sonra, şehrin su ihtiyacını karşılamak için bölgenin ilk Osmanlı idarecisi tarafından yaptırılan Şadırvan Çeşmesi, yüzyıllardır akmaya devam etmekte. Müslüman Boşnak ve Arnavutların yaşadığı şehirde , halkın dilinden Türk idaresine duyulan özlemi işitirsiniz.

Sadece Balkanlarda değil, Türk’ün izinin olduğu her yerde; Asya ülkelerinde, Orta Doğu ‘da bile hâlâ zulüm gören halklar Türk’ten yardım beklemekte, Türk’ü umut kapısı olarak görmektedir. Bu yüzden Türk dünyasının lider ülkesi olarak devletimiz; nerede bir mazlum, bir ihtiyaç sahibi varsa ona umut ışığı olma yolunda Osmanlı’nın mirasını devir alıp sürdürmekte ve "Türk beklenendir, özlenendir!" sözünün gereğini hakkıyla yerine getirmektedir ve dahi bundan sonrada dünya durdukça yerine getirmeye devam edecektir.

Aynur Türkecan

-----------

Yararlanılan kaynaklar;

H. İNALCIK –Osmanlı İmparatorluğu Kalsik Çağ 1300-1600

F. EMECEN - Osmanlı İmparatorluğunun Kuruluş ve Yükseliş Tarihi 1300-1600

Ö. L. BARKAN – Kolonizatör Türk Dervişleri

T. GÜNDÜZ – Osmanlı Teşkilat Tarihi El Kitabı