S KENC
1 week ago - 2 Dakika, 27 Saniye
tr
az
en
kk
ky
uz
ru
tk

Atilla'dan Osmanlı'ya İlk Türk Kılıçları

İnsanoğlunun kendini savunması veya avlanması için icat ettiği ilk araçlardan birisi de şüphesiz kılıçlardır. 

Atilla

Fatih Sultan Mehmet'in Kılıcı

Buzul çağı etkisini yitirmeye başladığında insanlığın yaşam mücadelesiyle birlikte farklı insan topluluklarıyla münasebetler de başlamıştır. Bu münasebetlerin büyük kısmı çatışmalar şeklinde cereyan etmiştir. Taş ve sopa ile başlayan silahlanma arayışları bronz çağının başlamasıyla kılıç ile bir üst safhaya çıkmıştır denebilir. İlk yapılan kılıçların ucu (namlu) ile kabzası bütünlük arz etmekteydi. 

Atilla

İlk kılıç örnekleri
İlk kullanılan kılıçlar, Dini, politik ve sosyolojik birtakım anlaşmazlıklar sonucu ortaya çıkan çatışmalarda kullanılmış, etkili ve dayanıklı olmayan basit kılıçlardı. MÖ 1200’lü yıllarda demir cevheri işlenmeye başlandığında ise daha dayanıklı kılıçlar yapıldı. Bu dönemde yapılan kılıçlar ilk kılıçlara nispeten daha büyüktü. Demirin bol ve işlenebilir oluşu, aynı zamanda zırh kavramını da ortaya çıkardı.

Konu eğri kılıç olunca bunun bir doğu kültürü ürünü olduğundan bahsedilmektedir. Eğri kılıç yapımına ilk kez Altay döneminde başlanmıştır. Diğer bir örnek ise ünlü Türk kumandan Attila’nın kılıcıdır

Atilla

Atilla'nın kılıcı Mars

Bazı kaynaklara göre bu kılıç, bir Avar kavmi tarafından Şarlman’a hediye verilen bir kılıçtır. Bugün Viyana Güzel Sanatlar Müzesi’nde bulunmaktadır. Namlusu hafif eğiktir. Türk usulü kılıç olarak bilinen Yalman kılıcının erken örneği olarak görülen bu kılıç, kesme fonksiyonunun yanı sıra delme fonksiyonu da göstermektedir. Kabzası ise Türk-Moğol kılıcı kabzası örneklerindendir. 13-17’nci yüzyıllar arasında geometrik ve yapısal olarak Türk kılıcı büyük bir değişim süreci geçirmiştir. 14’üncü yüzyılda ünlü kılıcımız Yalman daha da belirgin bir hal almıştır. Uzun mesafeli yollarda taşıma kolaylığı, kesme darbelerindeki başarısı en büyük avantajlarından birisi olmuştur.

Atilla

Yalmanlı Türk Kılıcı örnekleri

Osmanlı kılıcı denilince ilk akla gelen kılıç ise İstanbul’un Fatihi Fatih Sultan Mehmet’e aittir. Namlusu hafif eğri ve çift yönlü keskindir. Kesmedeki başarısını delme ve saplamada da göstermiştir. 

Yavuz Sultan Selim’in ünlü Mısır seferinde Memluk kılıç ustaları da artık bir Osmanlı tebaası olmuş ve bu tarih, Türk kılıcının değişim süreçleri için önemli bir mihenk taşı olmuş olsa da, yine de Yalman kullanımından vazgeçilmemiştir. 17-19’uncu yüzyıllara gelindiğinde kılıçların daha enli ama daha hafif ve daha kısa olduğu görülmektedir. 19. yüzyıl ortalarına gelindiğinde kılıç önemini iyice yitirmiş, süvariler haricinde kullanımı kalmamıştır. Günümüzde kılıçlar, geçmişten gelen yadigarlar olarak birer sanat eseri unvanı kazanmışlardır.