Yusuf Güldür
1 year ago - 2 Dakika, 47 Saniye
tr
az
en
kk
ky
uz
ru
tk

Türklerde Oksızlık (Bağımsızlık) Anlayışı

Yeryüzünde Türk Milleti’ni tanımlayacak ve özetleyecek tek bir kelime varsa, o hiç şüphesiz bağımsızlıktır. Zira bağımsızlık, tarih boyunca Türk Milleti için ekmek kadar, su kadar, nefes almak kadar tabii ve zorunlu bir ihtiyacı olmuş ve necip milletimiz, ondan ayrılmamak için asırlar boyunca canlarını feda etmekten çekinmemişlerdir.

Türklerde Oksızlık (Bağımsızlık) Anlayışı


Tarihteki Bağımsızlık Mücadelesi Örnekleri

Bu istiklâl meselesi, tarihin hiçbir dönemine sığdırılamayacak kadar şumullü bir meseledir. Zira tarihin her devrinde mutlaka düşman sahibi olan, mutlaka zalimler tarafından esir edilmek istenen Türk Milleti, meftun olduğu istiklâlini koruyabilmek için nice kıyametlere göğüs germiş, kanlı cenk pazarlarında canlarını ortaya koymuştur.

İsterseniz burada Persleri dize getiren, istiklâlini kaybetmemek için bir avuç ordusuyla Persleri perişan eden Alp Er Tunga ve Tomris Hatun’u anın, isterseniz Köktürkler’in o efsanevi kahramanı olan, 40 çerisiyle Çin Sarayı’nı basıp yiğitçe şehit düşen Kürşad’ı hatırlayın. Hatırlayın ki, Kürşad’ın kinindedir o ulvi duygu. İstiklâl, Kürşad’ın damarlarında dolaşan kanın ta kendisidir.

Sonra çoğaltın örneklerinizi. Oğuzları, Kırgızları, Kazakları, Avrupa Hunları’nı getirin gözünüzün önüne. Hindistan’a giden ve sadece 7-8 bin askerle 200 bin kişilik Hint Orduları’nı yenen Babürlüler’in haykırışları çınlasın kulaklarınızda. 600 bin kişilk Haçlı Orduları’na 30 bin yiğidiyle göğsünü siper eden 1.Kılıçarslan’ın doludizgin sürdüğü atın toynak sesleri yeniden tazelensin hafızanızda.

Eski Türkler Oksızlık Derdi

Orta Asya Türk Tarihi’nde bağımsızlık kavramı “oksızlık” terimiyle anılmış ve Türk Milleti için en vazgeçilmez değerlerden birisi sayılmıştır. Türk Töresi’nde; “Türk, devletsiz olmaz. Türk, töresiz olmaz. Türk, esir olmaz. Türk, vatansız olmaz.” denirken, işte hep bu duygularla kabarmıştır yürekler.

Türklerde Oksızlık (Bağımsızlık) Anlayışı


Adeta Türklerle özdeşleşen börü (bozkurt) figürü, işte tam da bu gerçeği anlatmaktadır görmesini bilene. Zira bozkurtlar, evcilleştirilemeyen, esir edilemeyen, esir edildiğinde kendi boğazlarını parçalayıp, esir yaşamaktansa ölmeyi tercih eden asil hayvanlardır. İşte bundan dolayıdır ki, oksızlık âşığı Türkler, kendilerini birer Bozkurt olarak görmüşler ve tarih boyunca esareti en büyük düşman addetmişlerdir.

Hunların, Köktürk ve Uygurların Oksızlık dedikleri şey, Selçuklular’da Osmanlılar’da ve Cumhuriyet Türkiyesi’nde istiklâl (bağımsızlık) adıyla, ismi farklı ama mânâsı aynı şekilde telaffuz edilmiştir. Osmanlı, istiklâli söz konusu olduğunda; “Ya devlet başa, ya kuzgun leşe.” Yani ya bağımsız yaşarız ya da leş kargaları cesetlerimizi parçalar diyerek titretmiştir dünyayı.

Türk Milleti’nin esir edilmeye çalışıldığı Mondros sonrasında ise yine yedi düvele meydan okuyan Türk Milleti, “Ya istiklâl ya ölüm” parolasıyla adeta bir destan yazmış ve Mehmet Akif’in tam da “İstiklâl Marşı” olarak anılan şiirinde-marşında dediği gibi, son ocak sönmeden istiklâl savaşının bitmeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir.

Bizlere de düşen atalarımızın kanlarıyla yazdıkları bu oksızlık destanına, bu istiklâl şarkısına sonuna kadar sahip çıkmak ve 21.yy’ın bozkurtları olarak tüm çakalları sindirmektir. Akif gibi diyelim hem de tüm Türk-İslâm Dünyası için diyelim ki; “Allah bir daha bize İstiklâl Marşı yazdırmasın.”