M.Ömer Mecidi
1 year ago - 3 Dakika, 26 Saniye
tr
az
en
kk
ky
uz
ru
tk

Türkistan Piri: Ahmed Yesevi

Ahmet Yesevi Kimdir, nerede yaşamıştır?

Ahmed Yesevi; Yesevi tarikatının kurucusu olmasının yanı sıra 'evliya şair, Türkistan Piri' olarak anılır. 11. yüzyılın sonlarında Türkistan'ın Sayram şehrinde doğduğu ve 1166 yılında vefat ettiğinde yaşının 63'ten büyük olduğu bilinmektedir.

Türkistan Piri: Ahmed Yesevi

Hoca Ahmet Yesevi
Menkıbe ve rivayetlerden yola çıkarak Türkistan Piri'nin gerçek hayatına daha yakından bakalım.

İnanışa göre çocuk Ahmed, Yesevi adındaki Türk hükümdarı ile tanışmıştır. Bu hükümdar kendisine yol zorluğu, av zorluğu çıkaran Karacuk Dağı'nı ortadan kaldırmak ister, ama devrin hiçbir evliyası bu işi başaramaz. Genç Ahmed ise dua ederek her yeri seller kaplayacak kadar yağmur yağdırır. Öyleki bütün şeyhler seccadeleriyle dalgaların üzerinde yüzerler, bağrışır, çağrışır tufanın durmasını dilerler buna rağmen yağmur dinmez. 

Ne zaman ki başını babasından kalmış hırkaya sokmuş bekleyen Ahmed bu hırkayı kaldırır, işte o zaman yağmur diner. Bir anda gökyüzü açılır, güneş pırıl pırıl etrafı aydınlatır. O zaman görürler ki Karacuk Dağı erimiş sellere karışıp yok olmuş.

Hükümdar Yesevi küçük Ahmed'ten isminin baki kalması için ne yapması gerektiğini sorar. Genç Hoca Ahmed ona: " her kim bizi severse senin adınla birlikte anasın yeter" diye cevap verir ve bundan sonra onu Hoca Ahmed Yesevi olarak anarlar. 

Türkistan Piri: Ahmed Yesevi


İnanışa göre  Ahmed Yesevi 7 yaşında yetim kalmış ve manevi babası hicazdan gelen Peygamber Efendimiz'in ashabından olan Şeyh Aslan Baba olmuştur. Aslan baba Ahmet Yesevi'nin hem manevi babası hem de hocasıdır.

Ahmet Yesevi, Arslan Baba’nın vefat etmesinden sonra Buhara’ya giderek. Bu şehirde devrin önde gelen alim ve mutasavvıflarından Şeyh Yusuf el-Hemedani'ye intisap ederek onun irşad ve terbiyesi altına girer. 

Yusuf el-Hemedani'nin vefatı üzerine irşad mevkiine önce Abdullah-ı Berki, onun vefatıyla Şeyh Hasan-ı Endaki geçer. 1160 yılında Hasan-ı Endaki'nin de vefatı üzerine Ahmed Yesevi irşad postuna oturur.

"Altı yaşımda durmayıp kaçtım halayıkdan

Göğe çıkıp ders öğrendim melâyikden"

63 yaşına geldiğinde çilehaneye çekilmiştir. Hoca Ahmed Yesevi, Hz. Muhammed (s.a.v)'in vefat etmiş olduğu altmış üç yaşına geldiğinde çilehaneye çekilmiş ve yeryüzünde peygamberimiz (s.a.v)'den daha fazla dolaşamam diyerek bir daha hiç çıkmamıştır.   

Rivayete göre "Yesevi" tarikatını kuran Hoca Ahmed Yesevi'nin 99 bin müridi vardır. 

Hoca Ahmet Yesevi’nin kurduğu medresenin, konuşma dili, yazışma dili, şiir ve edebiyat dili, eğitim ve öğretim dili Türkçe idi. Buradan yetişen binlerce mürid Türk Dünyası'nın her tarafına dağıldı, Yesevi'nin Türkçe yazmış olduğu Hikmetlerini dünyanın dört bir tarafındaki Türklere ulaştırdılar.

"Miskin kul hoca

Ahmet Yedi atana rahmet

Fars dilini bilir de

Sevip söyler Türkçeyi"

Hoca Ahmed Yesevi için ülkenin her yanından hediye gönderirler lakin o bu hediyeleri kendisi için kullanmaz, muhtaçlara dağıttırır ve şu güzel sözü söyler: "Her Müslüman geçimini çalışarak sağlamalıdır, asalak olmamalıdır." Kendisi de bu sözden yola çıkar ibadet dışında kalan zamanlarında tahta kaşık, kepçe yaparak geçirir ve bunları satarak geçimini sağlar.

Türkistanlılar arasındaki yaygın bir inanışa göre Ahmed Yesevi yaptığı tahta kaşıkları bir heybeye doldurur, heybeyi öküzünün sırtına koyar çarşıya gönderirmiş. Çarşıda kendi başına dolaşan öküzün heybesinden kaşık alanlar, parasını aynı heybeye koyarmış. Aldığı kaşığın parasını vermeyen olursa öküz onun peşinden parayı alıncaya kadar gidermiş.

Türkistan Piri: Ahmed Yesevi

Hoca Ahmet Yesevi'nin türbesi
Bugün Türkistan'ın Yes şehrinde bulunan türbesini ölümünden 200 yıl kadar sonra yaşayan Aksak Timur yaptırmıştır. 

Ahmed Yesevi'nin soyu, kızı Gevher Şehnaz tarafından yaşatılmış ve dünya çapında ünlü seyyahımız Evliya Çelebi de onun soyundan dünyaya gelmiştir.

Divan-ı Hikmet

Hoca Ahmet Yesevi bir tasavvuf şairidir.  Onun şiirlerinin toplandığı kitaba ise "Divan-ı Hikmet" denir. Bu kitabın orijinali mevcut değildir fakat kopyaları; Kazan, Taşkent ve İstanbul'da mevcuttur.

Not: Bu yazının hazırlanmasında Türkler'in Altın Kitabı'ndan faydalanılmıştır.