Yusuf Güldür
2 months ago - 3 Dakika, 11 Saniye
tr
az
en
kk
ky
uz
ru
tk

Eski Türk İnanışları: Tengricilik - Gök Tanrı İnancı

Türklerin İslâm Öncesi dönemde de vahdet temalı bir inanış olan Kök Tengri inancına mensup oldukları bilinmektedir. Bazı tarihçiler Kök Tengri inancıyla Şamanizmi aynı inanç sistemi olarak görseler de teologlar iki inanç sistemi arasında bariz farklar olduğu görüşünde hemfikirdirler. Özellikle totemizm benzeri bazı uygulamaların Kök Tengri inancında da var olması belki de bu anlayışın bir sonucu olmuştur.

Kök Tengri (Gök Tanrı) İnancı Nedir? 

Eski Türk İnanışları: Tengricilik - Gök Tanrı İnancı


Bu inancın kökenleri Hun Türkleri’ne kadar dayanmaktadır. Öyle ki bu inanca göre, herşeyi görüp gözeten, bilip işleyen ve mekânı gökler olarak tanımlanan bir Tanrı olduğuna inanılmış ve Türk Hakanları’nın da bu Tanrı tarafından yetkilendirildiği düşünülmüştür. Türk Tarihi’nde Kut Anlayışı denilen bu inanç, bir anlamda “Tanrı’nın Onadığı” anlamına gelmektedir.

Göktanrı İnancında tabiatla iç içe yaşayan Türkler, tabiattaki bazı şeylere de kutsiyet atfetmişler ancak bunları Tanrı olarak nitelememişlerdir. Örneğin güneş figürü, Türk Kültürü’nde çok önemli olsa da, bahar dönemi kutsal bir havayla geçirilse de bozkurt figürü Tanrısallığı çağrıştırsa da bunlar birer puta dönüştürülmemiş, sadece Gök Tanrı tarafından Türklere gönderilen nimetler olarak görülmüştür.

Eski Türkler’de kutsallık “ıduk” kavramıyla ifade edilmiş ve özellikle birer tabiat unsuru olan sular ve dağlar ıduk sayılmıştır. Öyle ki her boyun bir kutsal dağı olmuş ve bu dağ adeta Tanrı’nın bu boya hediyesi gibi görülüp bu boy için ıduk olarak kabul edilmiştir.

Eski Türkler, Tanrı tarafından gönderilen dişi kurdun soyundan türediklerine (Bozkurt Efsanesi) inanmışlardır ki, bu da bir nevi mitolojik ıduk sayılır.

Tengriciliğin İnanç Esasları

Eski Türk İnanışları: Tengricilik - Gök Tanrı İnancı


Tek Tanrı
inancına dayalı bu inanç sisteminde insanların dünyadaki yaşamlarına göre ahirette yer tutacaklarına inanılmış, Tanrı adına kurbanlar (daha çok atlar) kesilmiş, haşre olan inançtan ötürü ölüler eşyalarıyla birlikte gömülmüş ve ölen kişilerin ruhları rahatsız edilmesin diye adeta mezarların üzerine titrenilmiştir. Öyle ki Attila’nın sırf bazı Türkler’in mezarları Margus Papazları tarafından açıldığı için çıktığı bir sefer bile vardır.

Orhun Abideleri’nde rastlanan Tengri lafzı, Köktürkler’den önce de sonra da kullanılmıştır. Öyle ki Büyük Hun Hakanı Mete Han bile Tanrıkut ismini kullanarak, bir anlamda Göktanrı tarafından yetkilendirildiğini belirtmek istemiştir.

Gök Tanrı İnancında Ahiret, Cennet ve Cehennem 

Eski Türk İnanışları: Tengricilik - Gök Tanrı İnancı


Bu inanca göre ruh (tin) ölümsüzdür. Ölenlerin iyilerinin uçmak'a (cennet kavramının karşılığı) gideceğine inanılırken, kötülerin tamu'ya (cehennem kavramının karşılığı) yedi kat yerin dibine gideceği dile getirilmiş ve tabiata saygılı olunduğu ve töreye uyulduğu sürece Tanrı’nın kendilerinden razı olacağına inanılmıştır.

Dahası, Göktanrı’ya kurban sunulurken, her boy kendisi için kutsal sayılan dağda bu kurban törenini gerçekleştirmiş ve kesilen kurban ya iyilik meleği “Bay Ülgen” ya da kötü ruhların sembolü “Erlik Han” adına kesilmiştir. Bir anlamda bu kavramlar cennet ve cehennem meleği olan Rıdvan ve Malik’e karşılık gelmektedir.

Bunların dışında Türk inanç sisteminde Atalar Kültü denilen ölen ataların ruhlarına saygı ve bu ruhların o toplumu koruduğu inancı da egemen olmuştur. Ayrıca doğayla içiçe yaşamanın bir sonucu olarak Şamanizm inancı da yaygın olarak var olmuş, şaman ya da kam denilen din adamlarının tabiatın ruhuyla trans kurduklarına da inanılmıştır.

Özetle Türkler’in tarih boyunca putperestlik gibi mantık dışı dinlerden uzak durduğu ve genellikle vahdet üzere bir imanlarının oldukları anlaşılmaktadır. İşte bu noktada Sultan Alparslan’ın şu sözü konumuzu özetlemektedir; “Biz Türkler temiz Müslümanlarız (insanlarız). Bid’at (sapkınlık) nedir bilmeyiz. Bu sebepledir ki Allah-ü Tealâ Türkleri aziz kıldı.”