Mehmet Volkan Balbay
7 months ago - 2 Dakika, 51 Saniye
tr
az
en
kk
ky
uz
ru
tk

Uluslararası Birlikler ve Büyük Türk Birliğinin Önemi

İmparatorlukların dağılması, ulusal devletlerin hızlı bir şekilde kendi ulusal teşkilatlarını oluşturmalarını sağladı. Milli sınırlar içinde sosyal, siyasi ve ekonomik sistemlerini işler hale getiren ve uluslararası ticaret yoluyla gücünü artırmak isteyen devletler, ilk iş olarak kendi aralarında uluslararası birlik kurmaya yöneldiler. Bu anlamda XIX. yüzyıl, özellikle Avrupa’da ilk uluslararası örgütlenmelerin başladığı yüzyıldır. 

Uluslararası Birlikler ve Büyük Türk Birliğinin Önemi


İki dünya savaşının yaşandığı XX. yüzyıl ise gerek Birleşmiş Milletler gibi barış ve insan hakları temalı uluslararası birliklerin gerekse ekonomi odaklı örgütlerin yaygın bir şekilde teşkilatlandığı dönemdir.

Kuruluş amaçları ve kuruldukları dönemlerdeki şartlar göz önüne alındığında tarih boyunca gerçekleşen uluslararası birliklerin temelinde sosyoekonomik ve jeopolitik ihtiyaçların olduğu ortadadır. Örneğin Avrupa Birliği (AB) ve Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) coğrafi bölgenin de belirleyici olduğu ekonomi odaklı birliklerdir. 

Coğrafi olarak birbirine yakın ve benzer kültürel temellere sahip olan devletler, ekonomik anlamda güç birliği yapmayı tercih etmişlerdir. Yine ekonomi odaklı olan ancak din ortak paydasını kullanarak bir araya gelen İslam İş Birliği Teşkilatı gibi örnekler de mevcuttur. Coğrafi hiçbir ortak payda olmamasına rağmen, tamamen petrol üretimine dayalı bir birlik olan Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) de, ortak çıkar da bir araya gelişin örneklerindendir.

Tüm bu örneklerden yola çıkarak; tarihi, kültürel, sosyal, siyasi ve ekonomik bir çok ortak paydada ve üst düzey ortak çıkarlarda bir araya gelmesi, diğer tüm örgütlenmelerden daha kolay olan Türk soylu devletlerin bugüne kadar etkisi ve etkinliği ses getirecek büyük bir birlik kuramamış olması düşündürücüdür.

Kendilerini Türk olarak tanımlayan Türkiye Cumhuriyeti, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve KKTC’nin bir araya gelerek Büyük Türk Birliği’ni en sağlam temeller üzerine bina etmeleri çok önemli bir ihtiyaçtır. Kurulacak olan bu birliğin; siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel boyutlarıyla Orta Asya Türk gelenekleri ortak değeri üzerinde yükseltilmesi şarttır.

Böyle bir birliğin, dünyanın çeşitli yerlerine dağılmış olan Türklerin milli şuurlarına canlılık katacağı ve yine dünyanın çeşitli yerlerinde haksızlığa maruz bırakılan soydaşlarımızın yaşadığı sorunların önüne geçilmesi adına önemli bir adım olacağı yadsınamaz.

Bugün Türk Keneşi olarak isimlendirilen Türk Konseyi’ne; Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan dışındaki Türk soylu devletler maalesef üye değildir. Büyük Türk Birliği’ne giden yolda önemli bir kilometre taşı olan Türk Keneşi’ne, tüm gayretlere rağmen Türkmenistan, Özbekistan ve KKTC’nin üye olamaması, üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. Oysa gerek Türkmenistan gerekse Özbekistan 1991 yılında bağımsızlığını kazanmış olan özgür Türk soylu devletlerdir.

Bütün Türk soylu devletlerin, Rusya Federasyonu içindeki özerk Türk Cumhuriyetleri ve Çin ile İran’da yer alan Türk topluluklarının Büyük Türk Birliği konusunda bilinçlendirilmesi ve tüm alanlarda oluşturulacak olan iş birliğini dünyaya deklare edecek bir manifesto ile Türkiye Cumhuriyeti’nin öncülüğünde Büyük Türk Birliğinin kurulması, Türk Milletinin geleceği adına büyük önem arz etmektedir.

Büyük Türk Hakanı Bilge Kağan’ın şu sözünü hatırlayalım: “Ey Türk Oğuz Beyleri! Türk ulusu! İşitin! Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe, Türk milletini, yurdunu, töresini kim bozabilir?”