Yücel Tanay
1 year ago - 6 Dakika, 39 Saniye
tr
az
en
kk
ky
uz
ru
tk

Uygurların Budizm Dönemi Kozmolojisi

Budizm’in Türk topluluklar içerisindeki en ünlü biçimi tarihte Doğu Türkistan’da Uygurlar’da görülür. 

IX. yüzyılda Moğolistan’dan bugünkü Doğu Türkistan (Uygur Özerk bölgesi) bulunan Turfan bölgesine göç ederek; Budizm’in bugün Özbekistan’da bulunan Soğd bölgesinden gelen tüccar toplulukları, Turfan bölgesinin Toharistanlıları ile bölgede bulunan Çinli tüccarlar tarafından sürdürülen inançlardan karma öğeler taşıyan bir formunu kabul ettiler. Bu form güneybatıda bulunan Kaşgar ve Hotan dışında etkili olan Karahoca Uygur krallığı sayesinde tüm bölgeye yayıldı. Uygurlara Budizm 630’lu yıllarda tesir etmeye başladı. 778–779 tarihlerinde iyice yerleşti.

Uygurların Budizm Dönemi Kozmolojisi


Uygurlar buna karşılık, kendi Budizm biçimleri olduğu kadar alfabe ve yönetim becerilerini de XIII. yüzyılın başlarında Cengiz Han’ın önderliğindeki Moğollara devretti. XIII. yüzyılın ikinci yarısındaysa pratiklerini değiştirip Tibet Budizmi’ni kabul ederek Moğol müttefiklerinin de kendilerini izlemesini sağladılar. Uygurlar oldukça fazla sayıda Budist metni Sanskritçe, Soğd dili, Toharca, Çince ve Tibet dilinden Uygur Türkçesine çevirdiler ve Budist metinlerin Moğolca’ya çevrilmesinin de öncüleriydiler. Çoğu Sanskritçe teknik terimi muhafaza eden çeviri biçimleri Moğollarca da örnek alındı. Budizm, Uygurlar arasında XVII. yüzyıla dek varlığını sürdürdü.

Uygurların diğer kolları da Budizm’i takip ediyordu. Bir tanesi, IX. yüzyılın ortalarında Moğolistan’dan Kırgızistan’ın kuzeybatısındaki Çu Nehir vadisine gelerek orada bulunan Karlukların ve onlardan önce de Türgiş Türklerinin vesayeti altında gelişen Budizm’i izleyen koldu. Bir diğeriyse Doğu Türkistan’daki Kaşgar’dan göç ederek bir yüzyıl önce bölgeye yerleşen Karahan Türkleri tarafından da kabul edilen Kaşgari Budizmi’ni benimseyen koldu. Üçüncü ve Sarı Uygurlar olarak bilinen grupsa, yine IX. yüzyılın ortalarında Moğolistan’dan o zamanlar Tibet İmparatorluğu tarafından yönetilen ve bugün Çin’in Kansu eyaleti olan bölgeye yerleşen koldu. Sayıca az olsalar da, Sarı Uygurlar bugün halen Tibet Budizmi’ni takip etmeye devam etmektedirler.

Uygurlar tarihlerinde yaklaşık bin yıl boyunca Budizme inanmış ve Budizme ait pek çok kutsal metni Uygurcaya tercüme etmişlerdir.

İslam’ın Doğu Türkistan ’da Tarım Havzası’na yayılmasının ardından, Budist Uygur kutsal metinleri ortadan kaybolmuştur. Yalnızca Tarım Havzası’nda (bilhassa Turfan Havzası’nda) 20’inci yüzyıl başlarından itibaren yürütülen arkeolojik kazılar sayesinde, birkaç antik yerel dilde (eski Uygur dili de dahil olmak üzere) Budist kutsal metinleri günyüzüne çıkarılmıştır. Söz konusu Uygur metinleri olduğunda, dilin ifade gücü kadar (yalnız fresklerin güzelliklerine bakmanız yeterlidir) içeriğin zenginliği de üzerimizde derin bir etki bırakır. Tüm bunlar, Budist dönem boyunca Uygur kültürünün en üst seviyesine geldiğini gösterir. Eski Uygur dilinde yazılan bu Budist çalışmalar, yalnız Uygur halkının değerli bir mirası değil Türk kavimlerinin de ortak zenginliğidir.

Budist Uygurlardan kalan bazı eserler:

Maitrsimit: Türk edebiyatının ilk iptidai tiyatro örneğidir.

Prens Kalyanamkara Papamkara: Uygurlar döneminin en tanınmış öykülerinden biridir. Kansu vilayetindeki Bin Buda mabetlerinde bulunan bu eserde, iyi yürekli bir şehzadenin bütün canlılara yardım etmek ve canlıların birbirlerini öldürmelerine engel olmak üzere çok değerli bir mücevheri ele geçirmek için çıktığı maceralı yolculuk anlatılır.

Altun Yaruk: 10. yüzyılın ilk yarısında yazıldığı tahmin edilen eser, 17. yüzyılda bulunmuştur. Birkaç nüshası bulunan ve oldukça hacimli olan bu eser, Budizm’in esaslarını, felsefesini ve Buda’nın menkıbelerini anlatan dini bir eserdir.

Sekiz Yükmek: Sekiz bilgi, sekiz tomar anlamlarına gelmektedir. Eserde beş duyu organının anlamı ve görevleri Budist bir yaklaşımla verilmiş ve bazı manevi bilgiler anlatılmıştır.

Budizm uzun tarihi boyunca pek çok okul yaratmıştır. M.S. birinci yüzyılda Mahiyina Ulu Taşıyıcı (Uygurca Ulug Kölüngü) okulu ortaya belirmiştir. Bu okulun takipçileri, kendilerini yeniden doğuştan kurtaracak ve Nirvana’ya ulaşmalarına yardımcı olacak büyük bir aracın binicileri olduklarına inanmışlardır. Mahiyina okulu takipçileri, Eski Okul’u (Theravadinler) HinayanaKüçük Taşıyıcı (Uygurca Kiçig Kölüngü) olarak adlandırmışlardır. Zira bu okulun takipçileri, küçük bir gemiyle varoluşun uzun nehrini geçmeye çalışan biri gibi, sadece bireysel kurtuluşu aramaktadır. Mahiyina okulunda kişi aydınlanmış olsa da, diğerleri kurtuluşları için yardımına ihtiyaç duydukları sürece bu dünyada kalacaktır; buna Bodhisattva (Uygurca Bodisatwa veya Pusar) adı verilir. Buna ek olarak Mahiyina’nın temel düşüncelerinden birisi SNnyata’dır (Boşluk) (Uygurca Yoq Quruq). Buna göre, dünyadaki herşey yalnızca bir aldatmacadan ibarettir.

Uygur Budist Kozmoloji ve Mitolojisi

Kozmolojik ve mitolojik benzerlikler açısından Türk mantık ve düşünce sistemi ile Budist inanç ve ritüeller arasında ortaklıklar çoktur. Türk Budist mitolojiler eski Türk mitolojileri ile kaynaşmıştır.

Türklerin “Atalar Dinindeki” geleneksel evren düşüncelerinde olduğu gibi, Burkan dininde de Gök ve Yer-Su dikotomisi vardı.

Türklerin, yeryüzünü ayakta tutan ve taşıyan, dünyanın merkezi olarak kabul ettiği Altay dağının yerini Sumeru dağı almıştır. Güneşin ve Ay’ın bu dağın etrafında döndüğü düşünülür. Türk mitolojisinde Altay dağı dünyanın merkezindedir ve gökyüzünün merkezi kabul edilen Kutup Yıldızı ile kozmik olarak iletişim halindedir. Altın Dağ olarak da isimlendirilen Altay dağı 33 katlı olarak kabul edilir. Aynı düşünce Türk Budizminde de devam etmiş ve Sumeru dağı 33 katlı olarak görülmüştür.

Sumeru dağından gökyüzüne Hayat Ağacı yükselir. Bu kozmik merkezler yeryüzü ile gökyüzünü birbirine bağlar ve Tanrı ve insan arasında iletişimi sağlar. Sumeru dağında yarı insan yarı hayvan kutlu mitolojik hayvanların yaşadığı düşünülür.

Sumeru dağının bir balık üzerinde durduğu varsayılır. Bu dünya tasavvuru eski Türk “Atalar” düşüncesindeki merkeze yerleştirilen ve yer-kara ile ilişkilendirilen öküz ikonografisi ile birleşerek, İslami kültür çevresinde de devam etmiştir.

Türk Budizminde Ajun-Acun dünya anlamına gelir. Kaşgari Acun Beyi tabirini Alp Er Tunga için kullanır. (Tunga aslan ve kaplan cinsinden bir hayvandır.) Alp Er Tunga’ya ait mitolojide oğlunun adı Bars olarak geçer. Uygur Budist sanatında Türk Alp’lar üç çatallı kargı tutar vaziyette ve kargıya üç “Bars” kuyruğu bağlanmış olarak ifade edilir. Bu işaret sadece Uygur Budist sanatına özgüdür. Alp’ların haleleri ise “Hilal” şeklindedir.

Türk Budizminde Buddha’ya Burhan yada Burkan adı verilir. Budizm, Burhanilik adı altında Türk İslam tasavvufunda da devam etmiştir.

Türk Uygur Budist mitolojisinde Sansar adı verilen ve Türk tasavvuf felsefesinde Devriye ya da devir olarak süren düşünce, “Yeniden Doğuş” ile alakalı inanıştır. Türk düşüncesinde de insan ruhu “Dönen” varlıklar arasındaydı. Hint Budizminde “Samsara” adı ile anılır ve Uygur Türkleri buna Sansar ya da Sangsar adını vermişleridir. Uygur Budizminde “Ruhların Dönüşümü Tekerleği” Sansar Çarkı olarak isimlendirir. Sansar Kakım cinsinden bir hayvandır. Kakım Uygur Türklerinde Ata Ruhlarını sembolize eder. Bazı Uygur fresklerinde elinde Sansar ya da Kakım tutan ve Pars postu giymiş Alplar görülür.

Ejderha Türk mitolojisinde zaman Tengrisi olarak anılır. Büyükayı Takımyıldızının 7 yıldızına 7 Hanlar adı da verilir. Moğollar ona 7 Buddha Türkler 7 Kardeşler Burcu der. Budizm’de Büyükayı Takımyıldızı Buddha’nın makamı olarak kabul edilir. Türk Uygur Budist mabetlerde Yitiken adı da verilen bu takımyıldız için mum yakılır. Büyükayı Takımyıldızı ile de bağlantılı olabilecek 7 dallı şamdanlar Türk Budist ikonografide de vardır.

Güneş tilgeni at arabası tekerleği şeklindedir ve Türkler ona Çakır ya da Çakra adını da verir. Büyükayı Güneşi taşıyan at arabası olarak düşünülür. Çakra Türkçe bir kelimedir ve Budizmde de aynı isimle yani Çakra olarak devam etmiştir. Uygur Türkleri Çakır ve Tilgen tabirlerini dünya etrafında dönen gezegen, Güneş, Ay ve gezegen gibi ışıklı cisimler için kullanmışlardır.

Kaynakça:

1) Nuray Bilgilihttp://ankaenstitusu.com/turk-budizmi-turk-budist-kozmoloji-ve-mitolojisi/

2) 2002, Türklerin ve Moğolların Eski Dini, Kabalcı Yayınevi, İstanbul

3) History of Civilizations of Central Asia

4) Studybuddhism.com

5) GÖMEÇ, Saadettin (2000), Uygur Türkleri Tarihi ve Kültürü, Ankara: